SON DAKİKA
Hava Durumu

BUL-GÖÇ değil BALGÖÇ

BAL-GÖÇ Genel Başkanı Emin Balkan, sadece Bulgaristan’dan göç edenlerin değil tüm Balkan coğrafyasının sorunlarıyla ilgilenen bir sivil toplum örgütü olduklarını belirterek, “BUL-GÖÇ değil BAL-GÖÇ’üz” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 23.10.2022 13:08
Haber Güncellenme Tarihi: 23.10.2022 13:08
https://www.haberindogrusu.com
BUL-GÖÇ değil BALGÖÇ

Yakın bir zaman önce yapılan genel kurul sonrası yeniden BAL-GÖÇ genel başkanlığına seçilen Emin Balkan, kongre sürecinde hoş olmayan bir süreç yaşandığını, ancak yönetim olarak tüm yaşananları unutup geleceğe umutla baktıklarını söyledi. Yönetim olarak yaşananları unuttuklarını, hiç kimseye kırgınlık beslemediklerini ifade eden Balkan, kimseye önyargılarının bulunmadığını, öncelikle “bölünmüşlük” hissini bertaraf edip tüm üyelerimizle “biz” olgusu içinde BAL-GÖÇ’ü daha ileriye taşıyacak projeleri tek tek hayata geçireceklerini anlattı.

“Birlikte olacağız, birlikte koşacağız. Temel felsefemizin ilki bu” diyen Balkan, şunları söyledi:

“Bursa nüfusunun yarıdan fazlası Balkan göçmeni olduğunu biliyoruz ama üye sayısı baktığımız zaman çok zayıf. İlginin,  alakanın azalmış olduğunu da gördük. Bir kere yeniden bu pozitif bir havayı yarattıktan sonra da üye portföyümüzü de hızlı bir şekilde arttırmamız lazım. İki ayın içinde de çok yoğun bir talep olmaya başladı. Bu bizi sevindiriyor.

BAL-GÖÇ’ün BUL-GÖÇ olmadığını da hissettirecek bir yönetim oluşturmuştuk. Biz hem Bursa’da hem de Balkanlara yönelik faaliyet alanlarımızı Bulgaristan dışındaki veya diğer alt kimlikler, üst kimliğimiz Türk Milleti mensubuyduk buna da güzel örneklerimizi sunabilmemiz lazım. Balkanlarda şu anda bu kadar göçe rağmen 10 milyon civarında Türk ve akraba topluluğu var. Onların sesi, kulağı olacağız.

Yani her iki yerde, Türkiye Cumhuriyeti adına veya uluslararası platformda BAL-GÖÇ öne çıkacak. BAL-GÖÇ’ün tüzüğü gereği alanlarımız çok geniş, ona göre de yapılanmamızı hazırladık şimdi. Biz BAL-GÖÇ’ün bu alanlarda çalışması için daha düzenli, daha kurumsal çalışabilmesi içinde hızlı bir şekilde kurumsal yapımızı oturtturmaya çalışıyoruz. Onun yoğun bir mesaisi var önümüzdeki günlerde. İnşallah yavaş yavaş onları da oturtturacağız. Onu yapmadan, çünkü faaliyet alanlarımız çok kısır kalacak. Onun farkındayız. Bu faaliyet alanlarımıza göre de biz yaklaşık 16 tane komisyon kurduk. Bu 16 komisyon yalnız yönetim kurulu değil, tüm üyelerimize, üye portföyümüze açık. Yani katılımı ne kadar çok sağlarsak bu komisyonların içinde hizmet edecek, üretecek arkadaşlarımızla beraber daha başarılı, daha etkin olmayı çok arzu ediyoruz. Onun içinde bu komisyonları şu anda yönetim kurulundan birer ikişer kişi görevlendirdim ama hızlı bir şekilde üyeleri bu komisyonların içine katıp üretmemiz lazım.

Balkan göçmenlerinin bir özelliği daha var

Hem Bursa’mıza hem ülkemize, sosyal hayatın içinde kadınımızı öne çıkartmıştık yıllardan beri ama sivil toplum örgütlerinde yeterince yer almamıştı. Buraya BAL-GÖÇ’e yeniden başkan olmak için yola çıktığımda hedef koymuştum, 35 kişilik yönetimin en az 15’i dedim, 14’te kaldım bazı dengelerden dolayı.

14 tane kadın yönetim kurulu üyem var ve dört genel başkan yardımcımız var, ikisi kadın. Genel sekreterim kadın.

Alanlara baktığımız zaman BAL-GÖÇ olarak bir kendi adı üzerinde zaten Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma.

BAL-GÖÇ’ün 9 şubesi var. Bir tanesi Bandırma diğerleri Bursa merkezde. Bir tane de temsilciliğimiz vardı. Hızlı bir şekilde şube sayısını arttıracağız.

Türk Müslümanlar son 200 yıla baktığımızda Balkanlarda en fazla acı yaşayan topluluklardır. Yani bu topluluk hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüştür. Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya Avrupa Birliği üyesi. Diğerleri de hepsi aday ülkeler. Avrupa Birliği ülkesi olanların içinde Türk ve Müslüman azınlık maalesef bu ülkelerde hep ikinci sınıf vatandaş olarak görülüyor. Yatırım yapılmamış, insanca yaşayabilmek için haklarda eşit davranılmamış. Onların haklarını uluslararası platformda savunmak benim de görevim.  O yönde de alt yapımızı oluşturuyoruz. Yapmak zorundayız.

         Bulgaristan’dan Kuzey Makedonya’ya veto

                                          

Bulgaristan’ın, bu ülkede yaşayan Bulgarları “azınlık” olarak görmemesi nedeniyle Makedonya’nın Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunu veto ettiğini anımsatan azınlığı “Yani Bulgaristan Kuzey Makedonya’ya 'Sen ülkende yaşayan Bulgarları azınlık kabul edersen ben de seni Avrupa Birliği içinde veto etmeyeceğim’ diyor. Ama Bulgaristan’ın 7 milyon nüfusunun 1 milyonu Türk. Ama Bulgaristan’da ‘Türk azınlığı’ ismi geçimyor. Yani nasıl tezatlarla yarışıyoruz. İşte biz bunları uluslararası boyutlarda da gündeme getirmek, çeşitli yerlerde etkinlikler yapmak, konferanslar yapmak zorundayız” diye konuştu.

Türk ve Müslüman azınlıkların 500 yıl boyunca Balkanlardaki diğer halklarla dost ve kardeşçe yaşadığına işaret eden Emin balkan, “Bu kadar acıya rağmen, biz balkan halklarıyla düşman olmak değil, dostluğu öne çıkartmak , sosyal ve ticari ilişkileri en üst seviyeye getirmek için de elimizden geleni yapacağız. Yani BAL-GÖÇ olarak da bu türdeki faaliyetlerimizi de öne çıkartacağız, biz hiçbir halka karşı ön yargılı değiliz. Çünkü biz ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hemşehrisiyiz” görüşünü aktardı.

Son yıllarda Türkiye’ye Balkanlar’dan göçün durduğunu anımsatan Emin Balkan, şöyle devam etti:

“Niye durdu? Çünkü, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya Avrupa Birliği ülkesi, diğerleri de aday ülkeler. Yani bu ülkelerden Batı Avrupa’ya, Amerika ve Kanada’ya çalışmak için giden çok sayıda kişiler var. Zaten bu bölgelere, Türklerin ve Müslümanların olduğu yerlere yatırım yapılmadığı için fakirdiler insanlarımız. Bu imkanlar olunca da buralara gittiler, şimdi boşaldı o yerler.

Biz istihdamı oralarda sağlayabilirsek, Türk ve Müslümanların göçünü durdurabiliriz. O nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye’deki sanayici iş adamlarının bu bölgelere yatırım yapmasını arzu ediyoruz.
Ayrıca Almanya’ya, Hollanda’ya, Belçika’ya gidenler var. Balkanlardan da çok var, Bulgaristan, Yunanistan’dan.. Bunların bir kere o ülkelerde organizasyonu veya bir dayanışması yok.

Anadolu’dan gidenler kısmen kurmuşlar, ama Balkanlardan giden kardeşlerimizden, Anadolu’dan gidenler kaynaşması yok. Bunları da en kısa zamanda bir araya getirebilmek, organize edebilmek için de BAL-GÖÇ’ün, Balkan ülkeleri ve Batı Avrupa’da da temsilcilikleri gerekirse de şubeleri kurmayı çok arzu ediyoruz.

Bu koordinasyonu mutlaka sağlamak zorundayız.

 Proje bazında mı, düşünce bazında mı temsilcilik açmak Avrupa?

Proje değil, artık biz onu devlet yetkilileri ile de paylaştım. İlk planda temsilcilik açılacak. Yalnız bize zarar vermeyecek kişiler arıyoruz. Ondan sonra gerekirse bunları şube de olabilecek. Tüzüğümüz yurtdışında şube açmak için müsait.

Ayrıca soydaşlarımıza ulaşmak için dijital dünyanın da imkanlarını sonuna kadar kullanacağız. Onun için de yeni yapılaşmanın içinde dijitalle ilgili komisyonumuz çok yoğun bir şekilde çalışıyor. Yeni web sayfamız oluşturuldu, on-line konferansları zoom üzerinden,  YouTube üzerinden yapmaya başladık. Bunu periyodik olarak yapacağız. Hedeflerimizden bir tanesi de internet radyoculuğu, BAL-GÖÇ radyosu , bunu da yapmak istiyorum. Tüm Balkanlara ve dünyanın her yerine ulaşıp birlikte olmayı arzu ediyoruz.  Çünkü bu bizi için çok önemli.

Bu insanların evine girmemiz lazım, onlar da bize ulaşmaları lazım. Bu hedeflere ulaşabilmek için ekibimiz çok yoğun çalışıyor.

Bulgaristan Seçimleri bizim için önemli. Şöyle ki; Bir Bulgaristan’da yaklaşık 1,5 milyon Türk ve Müslüman topluluğu var. Yani yaklaşık 1milyona yakın seçmen var.

Türkiye’de de Bulgaristan Vatandaşlığını taşıyan 300 bin civarında seçmen var.

Bursa’da 75 bin civarında seçmen var. Bulgaristan vatandaşlığını taşıyan. Şimdi bizim bunları sandığa götürebilmemiz önemli. Çünkü sandıkta o birlikteliği hissettirebilirlerse bunların hep Bulgaristan nezdinde artıları olacak çünkü beklentileri, sorunları var. Türkiye’den de beklentileri olacak. O zaman buradaki siyasiler de, “Bunlar birlikte hareket edebiliyor, sandığa gidebiliyor” dedirtebilirsek bu yönde de kazanırız. İşte 2 Ekim seçimleri bizim için bu yönden de anlamlı. Yoğun bir şekilde çalışıyoruz.

BAL-GÖÇ kurulduğu günden itibaren çok özel bir yapısı var aslında. Normal bildiğimiz dernek ve federasyondan daha farklı hareket ediyor. Özellikle Bulgaristan özelinde olmak üzere, Balkanlarda zaman zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin bir resmi kolu gibi, Hükümet gölgesi gibi işler de yapıyor, yaptı… Orada çok önemli sorunların çözümü noktasında da çalışmalar yürüttü, sonuca vardı. Son dönemdeki gücü eskisi kadar var mı? Bundan sonraki hedefiniz BAL-GÖÇ olarak nelerdir?

Şimdi biz 1985’in Ocak ayında BAL-GÖÇ kuruldu, o zaman Bulgaristan’daki maalesef çok acıları yaşadı, bilgi de dışarıya çıkmıyordu. O zaman büyüklerimiz, rahmetli Mümin Gençoğlu liderliğine sekiz kurucu üyemiz derneği kurdu ve BUL-GÖÇ, BAL-GÖÇ’tü. O gün için Bulgaristan’daki sıkıntıları hem Türkiye’ye hem de dünyaya duyurmaktı. Bunu başardık o zaman. Hemen akabinde de 1989 göçü yaşandı ve 89 göçünde gelenlerin de yaralarına merhem olabilmemiz lazımdı.

Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye haklıyla beraber BA-GÖÇ bu yönde önderlik yaptı. Sonraki yıllarda bu göç edenlerin kendine ait beklentileri, sorunları vardı. Biz de bunların sorunlarını giderebilmek için Bal-Göç sanki o yakın son 89 göçenlerin sorunlarına koşarken, bu göç edenler BAL-GÖÇ’ü bir kamu kuruluşu gibi zaten görmüşlerdi.

Bizim kamu yararına dernek olmamız Balkanlardaki soydaşlarımızın haklarını, onların güncel yaşantıdaki yaşadıkları sıkıntıları gündeme getirmek için, hem Türkiye Cumhuriyetiyle paylaşacağız, hem de uluslararası boyutlarda öne çıkacağız, gerektiği zaman devletimizden birlikte bazı politikalar içinde olacağız, onları yönlendireceğiz. Örneğin en basiti son Bulgaristan NATO’ya girerken Bulgaristan’ın NATO’ya girmesine destek veren en başta BAL-GÖÇ’tü devlet yetkilerimizle beraber. Şimdi de Balkanlara yönelik faaliyetlerimizde BAL-GÖÇ’ün son yıllardaki bir kendi iç kavgası veya tabandaki gücünün azalması diyelim devlet nezdinde de biraz huzursuzluk yaratmıştı. Ben son birkaç aydır gözlemlediğim gelişmeler herhangi bir sıkıntımız yok. Saygınlığımız üst seviyede. Devletin en üst makamlarıyla rahatlıkla birebir paylaşabiliyoruz. Önümüzdeki günlerde Balkanlara yönelik faaliyetlerimizi şahsımız veya BAL-GÖÇ yönetimiyle yaparken de devletin ilgili birimleri veya uluslararası örgütlerle her zaman birlikte olmayı da arzu ediyoruz. Yani saygınlığımız açısından bize karşı çok eksi değil, tam tersine büyük beklentiler var, bizde onun karşılığını vermek için çalışıyoruz.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.