Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da gerçekleşen Uluslararası Adalet Zirvesi’ne katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, uluslararası adalet sisteminin ağır yaralı olduğunu söyledi.
Adaletin devletlerin üzerine bina edildiği bir temel olduğunu anlatan Erdoğan, “Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir.” diye konuştu.
Uluslararası sistemin ağır yara aldığını ifade eden Erdoğan, Birleşmiş Milletler çatısı altında yer alan ülkelerin iradesinin, Genel Kurul’da veto hakkı olan beş ülkenin kararlarına bağlı olduğunu belirten Erdoğan, bu yapının adil olmadığını söyledi.
Hürmüz Boğazı’ndaki son durum ile Rusya-Ukrayna savaşından örnekler veren Erdoğan, “Lübnan’da, Yemen’de, Somali’de, Sudan’da, bölgemizin ve dünyanın pek çok yerinde neler yaşandığını hepimiz görüyoruz.” diyerek, uluslararası sistemin adil bir şekilde işlemediğine vurgu yaptı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının geçen yıl alınan ateşkes kararına rağmen sürdüğünü anımsatan Erdoğan, “Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı, “İsrail, komşuları başta olmak üzere bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendiriyor. Bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
– Şu anda farklı ülkelerden gelen konuklarımızla bu tarihi salonda bir aradayız. Vatandaşı olduğumuz devletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları, birbirinden farklı teamülleri var.
– Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz ne kadar farklı olursa olsun, adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce zannediyorum aynıdır. Adalet haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet devletin üzerine bina edildiği temeldir. Adalet insanlığın ortak idealidir. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda, adalet kendisine yer bulamaz.
– Bu hususların her biri uluslararası sistem için de geçerlidir. Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir. Bugün ne yazık ki ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. BM çatısı altındaki 190’dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu yapının adil olmadığının bilincindeyiz.
– Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. Normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar, bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Bunları hamaset olsun, polemik olsun diye söylemiyorum. Tam tersine bunlar yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir. Bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz.
– Küresel petrol ihracatının yüzde 35’inin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık onca çabaya rağmen giderilemedi. Rusya ve Ukrayna arasında 4,5 yılı geride bırakan savaş, her ay binlerce can kaybıyla devam ediyor. Lübnan’da, Yemen’de, Somali’de, Sudan’da, bölgemizin ve dünyanın pek çok yerinde neler yaşandığını hepimiz görüyoruz.
– Hepsinden önemlisi Gazze’de üç yıldır dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor. Siviller şehit ediliyor. Çoğu çocuk ve kadın 74 binden fazla Gazzeli katledildi. Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü.
– Ateşkes, İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildi. Ateşkesin yürürlüğe girdiği 11 Ekim 2025’ten bu yana bin 500 Filistinli katledildi, beş binden fazla insan yaralandı. Kudüs’teki kutsal mekanlar baskına uğruyor. Tarihi ve hukuki statüleri, haydutlukla değiştirilmek isteniyor. İsrail, komşuları başta olmak üzere bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendiriyor. Bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini görüyoruz.
– Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan insanlara da sırtını dönmez. Gazze’de işlenen soykırımın failleri hesap vermedikçe, uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimse iddia edemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı bir sistemin barış ve güvenlik üretmesi düşünülemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden ‘dünya beşten büyüktür’ diyoruz. Tam da bu yüzden ‘daha adil bir dünya mümkündür’ diyoruz.
– Çok iyi bildiğiniz gibi suç coğrafyası artık tek bir ülkenin hudutlarıyla sınırlı değil. Teknolojiyle beraber suç coğrafyasının küreselleştiğine, elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve sosyal medya gibi araçların suç örgütleri tarafından çok etkin biçimde kullanıldığına şahit oluyoruz. Suç işleyip, ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar, nereye saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissetmemelidir.