SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Batının vicdanı mı !!!

Yazının Giriş Tarihi: 11.05.2022 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.05.2022 12:05

Vicdan ve menfaatler, birbirine zıt olan iki kavram. İlahi dinler, insanın bu iki kavram karşısındaki duruşunu konumlandırmada, ciddi emirleri ve yasakları olduğunu söylemeliyim. Bununla beraber; insanlığın geçmişine baktığımız zaman, karşılaştığımız manzara, oldukça ürkütücü. İslam coğrafyasında ve başka coğrafyalarda yaşananlara bakılırsa, dünden de farkı yoktur.

Bize göre, tamamen muharref de olsa, Batı medeniyetinin temelini oluşturan Hıristiyanlığın, sömürgeci ‘Batı Adamı’nın vicdanına, hiç mi insanı bir şey söylemiyor, diye insan, düşünmeden edemiyor. Yahut; Batı Adamının vicdanına çok şeyler söylüyor ama, Hıristiyanlıkla bağlarını tamamen kopardıkları için, söylenenlerin pek bir anlamı yok mu?

Roma Devleti-Hıristiyanlık düellosunda, tamamen sekülerize ettikten, içini hepten boşalttıktan sonra, Roma’nın, Hıristiyanlığı resmi din kabul etmesiyle başlayan süreçte; Batı Adamı’nın ruhsal doğası bozulmuş, canavarlaşmış kimliği ile uzun trajedilerden sonra, onca asırların ardından, Batı bloku olarak tecessüm etmiş bir dünya ortaya çıkmıştır. Böyle bir dünyada merhamete artık yer kalmamıştır. Sahip oldukları güçlerle, sömürgeleştirdikleri coğrafyalardaki insanların kanları ve naaşları üzerine medeniyet kurdular. Zengin olmak için korku dağları oluşturdular. Önce Kara Afrika’yı işgal ederek, zenginliklerini yağmaladılar, insanları, hayvan sürüleri gibi gemilere istifleyerek köleleştirdiler. Sonra, ulaşabildikleri diğer coğrafyaları da aynı akibete uğrattılar. Karınları yine de doymadı, doyması da mümkün değil.

Afrika’da insanlar acından ölürken, Batı Adamının, kedi ve köpeklerine özel mamalar yedirmeleri,  Batı’da, yaralanacak bir vicdan kalmadığını mı gösteriyor?

Batı Adamının aç gözlülüğü, tarihi kan revan içinde bırakmıştır. En son örneklerini, İslam coğrafyasında görüyoruz. Bölgemizin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine konmak için milyonlarca insanın kanını akıtmaktan çekinmediler, hala da dökmeye devam ediyorlar. Dökülen kanlar, bu gün olmazsa bile yârin mutlaka bunları boğacaktır. Mazlumun ahları ve kanları üzerine bina edilmiş servetler ve otoriteler; tarihin ve insanlığın sesini kıssalar bile Allah’ın gazabından asla kurtulamayacaklardır. Biliyorum, Batı Adamının kafasında böyle bir duygu yok. Ancak gözlerini ne kadar kapatsalar da güneşin varlığını yok saymaları mümkün değildir.

Bunca kan ve gözyaşı karşısında irkilecek, karşı çıkacak vicdan sahibi Batılılar, neden hala susarlar?  Elbette bu tür insanların olduğunu biliyoruz. Ne var ki, susmak vicdanları daha karartacak, gücü elinde bulunduran küresel katillerin suçlarına ortak olmaktan kurtulamayacaklardır.

Peki dünyada, iyiliğin ve erdemin yahut vicdanın temsilcileri olarak, kendilerini pazarlayan; rahipler, papazlar kardinaller, neredeler, niçin susuyorlar? Yoksa onların uydurdukları kitapları, bu katliama ve sömürüye cevaz mı veriyor?  Onların inandığı Hıristiyanlık, sadece kendi dinlerinden olanlara hayat hakkı tanıyıp, başka dinden olanları, ölüme mi mahkûm ediyor? Eğer böyle diyorlar, böyle inanıyorlarsa, dünyanın en sahtekâr, en cani, en yalancı insanlarıdır. Çünkü böyle bir inanış; Allah’a, Hz. İsa’ya açık bir iftiradır. Oysa; insanı yaşatmak, bütün dinlerin en temel iddialarındandır. Bunun aksi tam bir paganizmdir. Dünyayı parselledikleri ve paylaştıkları, yeryüzünün yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yağmaladıkları gibi ‘tanrılar’ ı da paylaştılar. Bunların ‘tanrıları’nda da vicdan kalmamış demek ki!  

İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren ‘Batı Adamı’nın yaptıkları yavaş yavaş ayaklarına dolanmaya başladı bile. Yakın geçmişte İslam coğrafyasındaki milyonlarca insanı açlığa, yoksulluğa mahkum eden ve yine milyonlarca insanı yerlerinden yurtlarından eden, göçe zorlayan, göç etmek zorunda kalanları da göç yolarında ölüme mahkum eden Batı adamı, yaptıklarının cezasını çekmeye başladı.

Ukrayna savaşıyla karşı karşıya kaldıkları açlık korkusu ve enerji darlığı, bedel ödeyeceklerinin ilk işareti olsa gerek. Çıkarlarını tanrılaştıran, postmodern putperestliği, dünyaya dayatan ve dünyada yükselen insanlık çığlığına kulak tıkayan Batı Adamı, kendi teoloji tarihlerine baksalar, en azında Sodom ve Gomore’nin geçmişini hatırlasalar, yine yetecek gibi. Ancak dünyaya bacaklarının arasından bakan bu insancık tiplerinin bunu anlamasını beklemek oldukça zor, sanırım.