SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

MHRS Çalışmıyor, 182’nin Sesini Kim Kıstı?

Yazının Giriş Tarihi: 24.05.2022 23:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.05.2022 11:42

Son iki yıl boyunca dünyada yaşanan korona salgını, sağlık alanının önemini ön plana çıkardı. Bununla beraber dünya sağlık hizmetleri konusunda çok kötü bir sınav verdi. Küresel virüsün zirve yaptığı dönemler bir hakikati de ortaya çıkardı. Kendilerini ileri ülkeler diye konumlandıran ve medeni olarak pazarlayan batılı medeni(!) devletlerin insanlığa ne kadar değer verdikleri de bu vesile ile anlaşılmış oldu. Öyle ki yıllardan beri öz kaynaklarını sömürdükleri ve fakir bıraktıkları ülkeleri neredeyse ölüme terk ettiler. Üretilen aşıları kendi aralarında paylaşmak şöyle dursun, komşu ülkelere gönderilen aşılara bile terör yöntemleriyle el koydular. Buna rağmen yine de milyonlarca insanını ölümden kurtaramadılar. Bu salgın bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Batı adamının ne kadar aç gözlü ne kadar doymak bilmeyen bir yapıda olduklarını, ifşa etmiş olması.

Konumuzun dışında olmakla birlikte şu gerçeği de paylaşmış olalım. Salgın ve benzeri felaketler karşısında batı adamının ne kadar aç gözlü olduğunu, açlık ve yokluk korkusunun hem halklarının hem de yönetici kesimin ruh kimyalarını nasıl bozduğunu, bu tür felaketler karşısında ne kadar zayıf olduklarını, kısa süre içerisinde kaos ortamına nasıl gireceklerini ilgiyle izlemiş olduk.

Asıl konumuz olan Türkiye’ye dönersek, ülkemizde durum nasıldı? Buna bakmak gerekiyor. Türkiye, bu süreç içerisinde hem içerde hem dışarda iyi bir sınav verdiğini hep birlikte yaşadık. Daha yapım aşamasında, muhalefetin karşı çıktığı şehir hastaneleri ve diğer sağlık kuruluşlarının hizmetleri, dünyada en iyi ve çabuk hizmet veren kuruluşlar olduğunu, hep beraber tecrübe ettik. Dolayısıyla, doktorundan hastabakıcısına tüm sağlık çalışanları, teşekkürü fazlasıyla hak etmektedir.

Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta, salgın süreci boyunca ortaya konan bu olumlu havayı, bozmak isteyen bu havayı olumsuza çevirecek uygulamalara tanık olmak oldukça üzücü bir durum. Özellikle son günlerde; ettikleri yeminleri unutmuş olan özellikle başta doktorlar olmak kimi sağlık çalışanları, kendi ideolojilerinin peşine düşerek, sağlık hizmetlerini kesintiye uğratmak için türlü oyunlar peşinde olduklarına şahit olmak, ülke insanımız adına oldukça can sıkıcı.

Sağlık alanında yaşanan problemlere yakından tanık olan yetkili bir dostumun anlattıkları, epeyce ilgi çekici. Özellikle üniversite hastaneleri, araştırma hastaneleri ve kimi devlet hastanelerinde yaşanan olumsuzluklar, sağlık hizmeti almak isteyen insanların tepkisine neden olmaktadır. Bu dostumuzun ifadesine göre, bazı doktorların, kasıtlı olarak randevuları engellediği, hastaneye gelmek zorunda olan hastalardan, yüzbinleri aşan rakamlarda, bıçak parası istedikleri bu olumsuzlukların başında gelmektedir. Gerekçe olarak da aldıkları maaşlarının azlığını göstermektedirler.

Sağlıkçıların, hekiminden pansumancısına, hasta bakıcısından hademesine kadar, insanca yaşayabilecekleri ve hizmetlerinin karşılığı olarak hak ettikleri ücreti almaları gerekir. Buna kimsenin sözü olamaz. Ancak şunu da söylememiz gerekir. Aldıkları taban aylığa paralel olarak hastanelerin döner sermayelerinden ciddi paylar aldıklarını kendileri de biliyorlar. İtiraz şu olabilir: Emeklilikte bu döner sermaye payı alınmadığı için maaşlar düşmektedir. Bu doğru fakat bu eksikliği gidermenin yolu, hastaneye gelen insanlara zulmetmek olmamalı. Dostumuzun ifadesine göre, bütün bu itirazlara rağmen kamu çalışanları arasında sağlık çalışanlarının aldıkları maaşların, diğer çalışanlara oranla yine de iyi durumda olduğunu ifade etmektedir.

Sağlık alanında bunca yatırıma, verilen bunca hizmetlere rağmen, söz konusu bu ve benzeri problemler yüzünden, hükümetin hizmetlerini maniple etmeye, hükümeti bu noktadan vurmaya çalışan sağlık çalışanlarının, bu ve benzeri olumsuzluklara kapı araladığını da kayda geçmiş olalım.

Salgın sonrası, hastanelerdeki yoğunluğun epeyce azaldığını gözlemliyoruz. Bununla beraber, şu anda birçok poliklinikten randevu almak gerçekten oldukça zor. Bu sorunun kaynağı ivedilikle bulunup çözülmesi gerekiyor. Kurulduğu günden itibaren, temsil ettiği camiaya hizmet etmek yerine, her meseleye ideolojik takıntıyla yaklaşan TTB’nin çarpıtmalarına kulak kesilmek gerekir.

Türkiye seçim ortamına girdi. Buna paralel olarak sağlık alanında yaşanan olumsuzlukların önüne geçilmezse, bu alanın istismar edilmesi kaçınılmaz olacaktır. Dünyada konuşulur hale gelmiş sağlık sistemimizin üç beş kendini bilmez kirli insanın ideolojik uygulamalarının önüne geçilmez ise, sağlık isteminde ortaya konan onca gelişmenin, üstünün örtülmesi endişesi epeyce rahatsız edici olabilir. Doktor ve hastane kuyruklarında, arkasından ilaç kuyruklarında can veren insanları yeni nesil bilmediği gibi, bilenler hatta bunu yaşayan insanlar da geçmişi kolayca unuttuklarını akıldan çıkarmamak gerekir.

Sağlık sektörüne yapılan yatırımların, devasa hastanelerin yapılıp insanların hizmetine sunulması, yalnızca tek başına sorunu çözmeye yetmeyebilir. Sağlık hizmetlerine ulaşmayı kolaylaştırmak için MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi) kuruyorsunuz. Bu kuruluşlara ulaşmanın önüne birileri barikat kuruyor, Alo 182’yi ulaşılamaz hale getiriyorsa bunun da önüne geçmek gerekmez mi? Ancak bu sistemi çalışır durumda tutmaz yahut kimilerinin sistemi çalışamaz duruma düşürmesinin önüne geçmezseniz ya da kuruluşlardan sağlık konusunda yararlanırken, birileri, vatandaşı mağdur etmek için türlü oyunlar peşine düşüyorsa, sağlık cephesinden açılan ateşlere hedef olacaksınız demektir.

Hali vakti yerinde olanlar, özel sağlık kuruluşlarını rahatlıkla tercih edebiliyor. Ancak buna imkânı olmayan insanların durumu, üzerinde önemli durulması gereken bir konu olduğunu hatırda tutmak zorunlu hale gelmektedir.