SON DAKİKA
Hava Durumu

ODTÜ Bu Kamburdan Kurtulmalı

Yazının Giriş Tarihi: 17.08.2022 00:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.08.2022 00:19

Ülkelerin kalkınmasında; ekonomik, sosyal ve toplumsal problemlerin çözümünde rol alması gereken kurumların başında üniversitelerin olması gerektiği konusunda ortak bir kanaat var sanırım. Bütün dünyada böyle olmakla birlikte, Türkiye’de, üniversitelerin aynı işlevi gördüğü konusunda ciddi endişelerim var. Çok gerilere gitmeden, 80’li ,90’li, 2000’li yıllardan günümüze ve bu günlerde tanık olduğumuz olaylar, ne yazık ki bu endişelerimizi haklı çıkarmaktadır. Ekonominin, sanayinin, uzay çalışmalarının geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapan, yaptığı çalışmaları siyasal iktidarlara proje olarak sunan kurumlar olması gerekirken üniversiteler, /istisnaları saymazsak/ ideoloji üretmekte mahir oldukları görüntüsü veriyor.

       28 Şubat sürecinde, koca koca üniversite hocalarının, fakülte dekanlarının, üniversite rektörlerinin, lise çocukları gibi sokaklarda eylem yaptıklarını, üniversitelerde okumak isteyen bu ülkenin çocuklarını nasıl kapı dışarı ettiklerini, neredeyse bir neslin heba olmasına sebep olduklarını, bütün kamuoyu acıyla izledi. Daha yakın bir zamanda, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananların tazeliği hafızalarımızda.

Soru şu; Dünyada en iyi üniversite sıralamalarında, bizim üniversitelerimiz kaçıncı sıralarda yer alıyor ve bu üniversitelerimiz ne üretmişlerdir?  Mesela nasıl oluyor da Suudi Arabistan Kral Abdulaziz Üniversitesi, 253. Sırada yer alırken, Türkiye’deki kelli felli üniversiteler yerlerde sürünüyorlar. ODTÜ 336’ncı, Boğaziçi 437. sıralarda ancak yer bulabilmiş.

Bu ülkenin kaynaklarını en fazla kullanan bu üniversitelerin, ülke yararına çok da fazla bir şey üretmediklerini buradan çıkarmak mümkün. Çünkü bilimsel çalışmalar yapmanın, bilim üretmenin; dünya üniversiteler sıralamasında, %40 gibi en fazla etkisi olan bir parametre olduğunu kendileri de biliyorlar.

Dedim ya en iyi ürettikleri şey ideoloji. Bir üniversite öğrencisi çıkacak, vücudunu pazarlamayı bir özgürlük sebebi olarak anlatacak.   

ODTÜ’lü bir grup öğrenci, bir araya gelerek bütün bilimsel birikimlerini(!) birleştirerek bir internet sitesi kuruyorlar. Ne mi yapacaklar bu sitede; kendi vücutlarını teşhir edecek ve pazarlayacaklar. Müthiş bir buluş değil mi!!! 

Olay şu: ODTÜ mezuniyet töreni 6 Ağustos Cumartesi yapılıyor.   Törende bir grup kadının açtıkları pankartta, kurdukları ‘odtufans.com’ isimli sitede, 10 bin TL karşılığında çıplak görüntülerini paylaşacaklarını duyuruyorlar. Bu siteyi kuran gençler, “Kadının bedeninin politikleştirilmesine” /bu ne demekse/ karşı olduklarını söylüyorlar. Tabi kadın bedeninin politikleştirilmesine karşı çıkan bu kafa, kadının cinsel obje olarak piyasaya sürülmesini bir özgürlük olarak görmeleri oldukça manidar.

Bu olayı, birkaç kendini bilmez genç diyerek bir kenara koymak, geçiştirmek ne derece doğru olur. Aslında bu bir zihniyet probleminin dışa vurumu olduğunu akılda tutmak gerekir. Bu öğrencileri yetiştiren hocaların farklı düşündüklerini farklı zihniyete sahip olduklarını, keşki söyleyebilsek. Geçmişte yapılanların bir uzantısı olduğu değerlendirilebilir.

Önümüzde üniversite tercihleri var. Bu sene oldukça yoğun bir şekilde üniversitelere yerleştirme gerçekleşti. İnsanlar, çocuklarını korkmadan üniversiteye gönderebilecekler mi? Anne ve babaların endişelerini kim nasıl giderecek, nasıl ikna edebilecek?  

Bu melaneti işleyen kadınları, küçük bir marjinal gurup diyerek geçiştirmek, sorunu çözmek için yeterli mi? Fakir fukaranın boğazından keserek verdikleri vergilerle beslenen bu akademik kadronun, bu insanların inandıkları değerlere, inançlarına, örf ve adetlerine düşmanlık yapmasının önüne nasıl geçilir? Anadolu insanının yüreğini sızlatan bu durum nasıl düzeltilir? 

Bütün olumsuzluklara rağmen ümidimizi ayakta tutan öğrencilerin varlığı yüreğimize su serptiğini söyleyebilirim. ODTÜ Okul Öncesi Öğretmenliği öğrencisi Lütfiye Sarı’nın açıklaması bu ümidimizi kuvvetlendiriyor: “’ODTÜ Fans’ ve türevi girişimler ODTÜ öğrencilerini temsil etmiyor. ODTÜ, uzun yıllardır yetiştirdiği vatansever ve nitelikli gençlerle ülkemizin refahı ve istikrarına katkı veriyor. Kadının varlığını sadece bedenine indirgemeye kalkanlar, aslında toplumdan kopuşun ve çürümenin temsilcileridir. Orta çağdaki kadın esaretinin günümüzdeki hali kadının soyunarak özgürleşiyorum zannetmesidir. Bu aldatmaca kadını kafeslere kapatan, toplumda ve hayatta özne olmaktan koparan bir yozlaşmadır. Kadının kurtuluşu, milli ve kültürel değerlerimizin her türlü yozlaşma ve saldırıdan korunup geliştirilmesiyle, kadının hayatın her alanın üretime katılmasıyla mümkündür. Kadının düşmanı erkek değil, onu ülkesinin geleceği için mücadeleden alıkoyup nesneleştiren sistemdir. Türk kadınının da ODTÜ'lülerin de bu çürümeyle bir bağı yoktur.”

ODTÜ gibi bir üniversitenin bu kamburdan kurtulması gerekir. Asıl temennimiz budur.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.