SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Vicdan değil, mazlumun ahı bu!

Yazının Giriş Tarihi: 30.06.2022 00:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.06.2022 12:00

Akşamları televizyonun başına geçip haber izlemekten korkar olmuştuk. Acaba bugün hangi televizyon ekranında, ne tür senaryolar yazıldı da kısa filimler halinde oynanacak diye. Sonra kısa da olsa izlemeye başlayınca, bir süre sonra nefesler daralıyordu. Televizyon ekranlarında ya da ertesi gün gazete manşetlerinde, ‘bir general dostum’ diye başlayan cümlelerle parmak sallayan koca koca televizyoncular ve gazeteciler, sanki Türkiye yıkılırcasına bangır bangır bağırıyorlardı. Bu bağırtıların nedeninin, ülkenin yıkılması değil, hortumcuların ve ülkedeki bankaların içini boşaltmaya çalışan hortumcuların hortumlarının kesilmeye başladığının çığlıkları olduğunu gayet iyi biliyorduk. Ertesi gün, generallerin verdiği brifinglerde, canlarının istediği bir cümleyi çekip manşetlere taşıyorlar hem o günkü hükümeti hem de onlara oy veren milyonlarca insanı tehdit ediyorlardı. Bütün bunları, medyaya taşıyan ve 28 Şubat sürecini hazırlayan ancak bugün masumları oynayan, demokrat kesilen, mazlum rolüne soyunan sözüm ona duayen gazeteci ve ceberut darbeci generaller yapıyordu.

Sonra gün geldi bu darbeciler ve onların medyada işbirlikçisi medya mensupları, gazeteci ve televizyoncular, hukuk önünde hesap vermeye başladılar. Başta; Çevik Bir olmak üzere, ‘28 Şubat bin yıl sürecek’ diyen generaller, hukuk önünde hesap verdiler ve hapse tıkıldılar.

Biliyorum yazıyı okurken, 28 Şubat gerilerde kaldı diyeceksiniz.

Mesele şu ki, o günleri, mağdurlar unuttu da mağdur edenler, hesap verdikleri için hiç unutmadılar, unutamayacaklar.   Geçenlerde Sözcü gazetesinin manşetini görenler bana hak vereceklerdir.

Manşet şöyle: 28 Şubat’tan hapse atılan emekli paşaların ailelerinin çığlığı: ‘Biraz Vicdan’ diyerek, nihayet vicdanın ne olduğunu hatırlamışlar. Haberin devamında, hapisteki darbeci generallerin resimleri sıralanmış, hasta oldukları, yeniden yargılanmaları gerektiği ifade edilmiş. İsimlerini burada tekrar zikretmeye değmez. Çünkü onların isimleri, 28 Şubat mağdurlarının hafızalarında kayıtlıdır, kayıtlı olmaya da devam edecektir.

Bu generalleri kim yargılamış ve hapse tıkmış? Hukuk. Kişiler mi keyfi olarak cezalandırmış? Hayır. 28 Şubat’ta, devletin kendilerine emanet ettiği makamı ve rütbeyi kötüye kullanarak, halkın oyuyla seçilen ve iktidara getirdiği hükümeti istifa ettiren generaller. Tekrar yargılansınlar, haksızlık yapılmasın, yapıldıysa eğer.

Nihayet gün geldi, işledikleri bu cürümler dolayısıyla, devletin mahkemeleri yargıladı ve cezalandırdı. Bunda bir anormallik var mı? Yok.

O süreçte bu generallerin ağızlarından çıkacak sözü, hiç yere düşürmeden manşetlere taşırken, okullarda, işletmelerde, olmadık zulümler yapılırken vicdan nerede diye soran oldu mu? Parayı ve şirketleri, işletmeleri renklere ayırırken, köşe bucak ‘irtica belgesi’ ararken, vicdanlar neredeydi? Bu irtica yüzünden, binlerce genç insan, okullarından hatta ülkesinden çıkartılırken, vicdandan söz eden oldu mu? Haksızlığa uğrayan vatandaşın hakkını devlet yani hukuk korumasın mı?

O süreçte; her gün yeni bir senaryo yazıp akşamları ekranlarda oynayanlar, gazete manşetleriyle vicdanları kanatanlar, şimdilerde çıkmış vicdandan söz ediyorsa, bunun inandırıcılığı olabilir mi? Kişiler suçlu da olsa ceza verilirken işkence edilmemelidir. Tamam da, o günlerde hukuku işkence aleti, hukuk adamlarını, brifing verdirerek tetikçi gibi kullanırken, mağdur edilen binlerce masumun hakkını nasıl tahakkuk ettireceksiniz? Bugün mahkemeler, adil bir yargılama yapıyor, hukuk adamları da mümkün olduğu kadar hukuka uygun ve adil bir karar verme gayretindelerse, burada bir anormallikten söz edilebilir mi? Mağdur edilen vatandaşın hakkını kim koruyacak?  

Bugün hukuk adamları, generallerden brifing alıp yargılama yapmıyorlar, bir takım kirli odakların talepleri doğrultusunda değil de hukuk çerçevesinde görevlerini yapıyorlarsa kime ne söyleyebilirsiniz.

Bütün bu sözlerimizden, o gün, onlar haksızlık yaptılar, bugün aynı haksızlık onlara yapılsın anlamı çıkarılamaz.

Ülkeye karşı suç işleyenler, hukuk önünde hesap vermezlerse, asıl o zaman ‘biraz vicdan’ diye çığlık atma hakkı doğar. 

‘Alma mazlumun ahını, çıkar aheste, aheste.’ Öylesine söylenmiş söz olmadığını herkes bilir.