SON DAKİKA
Hava Durumu

Zamanı Kudüs’te yaşamak...

Yazının Giriş Tarihi: 18.05.2022 02:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.05.2022 02:07

‘Tarihin gözleri’ diyorlar ya tam da Kudüs için en uygun ifade bu olsa gerek. Geçmişi, anı ve geleceği aynı anda kuşanabilirsiniz. Konuyu ister dinler tarih açısından ister siyasi tarih veya harp tarihi açısından değerlendirin aynı kavşağa varırsınız. Söz gelimi; korkular üzerine kurulmuş İsrail devletinin işgalini bir kenara bırakırsanız, Hz.İsa, Hz. Musa, Hz. Davut ve Meryem ananın makamlarını ve temsili kabirlerini ziyaret ettiğiniz zaman, dinler tarihini yeni baştan okumuş gibi olursunuz. İslam peygamberi olarak bildiğimiz bu isimler çerçevesinde hem Hristiyanlar hem de Yahudilerce, işi paganizme götürecek kadar kendi bağlamından kopartılmış olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Bu isimler etrafında geliştirilen, Yahudilerin devlet politikası, Hıristiyanların ritüelleri, çağdaş insan aklı ve dinler tarihi verileriyle olan çelişki ve çatışmalarının insanlık lehine yorumlanacak bir yönü, tarihsellikle de örtüştürülebilecek bir yanının olduğunu söylemek oldukça zor. Durum böyle olunca, batı Hristiyanlığı ile muharref fanatik Yahudiliğin insanlığa sundukları din ve inanç algısının sorgulanabilir yanını açığa çıkarmaktadır.

Esasında Kudüs üzerine düşünüldüğünde, konuyu iki açıdan değerlendirme zorunluluğu kendiliğinden açığa çıkmaktadır. Kudüs’ün tarihsel yönü üzerinde durmak bugünü anlamaya yardımcı olabilir. Ancak bu nokta başka yazının, uzun ve ayrıntılarıyla yazılması gereken bir yazı konusu olduğunu şimdilik vurgulamakla yetinelim. Biz ikinci kısmı üzerinde yani şu anda yaşayan Kudüs üzerinde durmayı tercih ettik, bu yazımızda.

Hem Mescid-i Aksa / Kubbet’üs Sahra ve Mescid-i Aksa camilerinin bulunduğu alanın ortak adı / hem de Kudüs’ün genelinde yer alan peygamber makamları ya da kabirleri, Müslümanları ötekileştirici bir nesneye dönüştürüldüğünü görmek, ilahi dinler adına oldukça üzücü olduğunu söylemeliyim. Söz gelimi, Hz. İbrahim’in kabrinin daha doğrusu makamının bulunduğu El Halil’deki İbrahim Camii ikiye bölünmüş durumda. Müslümanlar ziyaret ederken, bölmenin arka tarafında Yahudiler, ziyaretçileri tahrik etmek için olmadık yöntemlere baş vurduklarına her an tanık olabilirsiniz.  Beyt-i Makdis’i incelediğiniz zaman, surlar içerisine koruma altına alınmış; Mescid’i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’yı çevrelemiş surların, Selahaddin Eyyubi’nin hatıralarını yaşatmayı hala sürdürdüğünü tecessüs edebilirsiniz. Zeytin Dağı’ndan kuşbakışı seyrettiğiniz Mescid-i Aksa’nın, uğrunda neden bu kadar mücadele verildiğini anlamanız biraz daha kolaylaşabilir. Kubbet’üs Sahra’nın avlusu genişliğinde, alt kısmında da bir o kadar geniş alanların olduğunu gördüğünüzde, dini eksenli mücadelelerin nasıl bir anlam taşıdığını fark etmeniz de buna dahildir.  

Kubbet’üs Sahra ve Mescid’i Aksa’yı dışardan çevreleyen surlardan daha fazla, içerde, Mescid’i Aksa’ya giden yolların sokak başlarında, tam teçhizatlı olarak, gece gündüz nöbet tutan İşgalci İsrail Devleti’nin askerlerinin olduğunu söylersem, şu andaki Kudüs’ün ne durumda olduğunu tasavvur etmeniz, çevredeki surlarla nasıl bir ilişkinin olduğunu anlamanız kolaylaşabilir. Bununla beraber Filistinli gençler, düne göre daha tutarlı hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Gördüğümüz kadarıyla, bazı heyecanlı gençlerin, özellikle Cuma namazı çıkışlarında, sürekli yaptıkları gösterilere katılımın eskiye göre daha az olduğuna tanık oluyoruz. Bu konuyu Filistinlilerle konuştuğunuzda yeni ve ilginç bir şey söylüyorlar. Filistinlilere göre; gösterilerin amacının dışına çıktığını, Filistin davası ve Filistinlilere hizmet etmediğini bilakis işgalcilerin işine yaradığını, hatta eskiden bu gösterilere orantısız güç kullanarak müdahale eden işgalcilerin, şimdilerde buna müdahale etmediklerini söylüyorlar. Çünkü, göstericilerin içerisine sızan işgalcilerin ajanlarının, bu gösterileri amacının dışına taşırmak istediklerini ifade ediyorlar.

Nitekim, orada bulunduğumuz sırada Cuma namazı çıkışı gösteri yapan gurubun içinde bulunan hatta gösteriyi başlatan ve kalabalığı yönlendirmeye çalışan tiplerin, bir Filistinliden çok Yahudi’ye benzediğini görmek bu düşünceleri doğrulamaktadır. Aklı başında Filistinliler de benzeri şeyler söylemektedir. Nedenini sorduğumuz da işgalcilerin bu durumu kendi lehlerine kullandıklarını, bunula Filistinlileri korkutmak istediklerini söylüyorlar. Bunun yanısıra; dünya kamuoyuna, bu toprakların sadece kendilerine ait olduğunu, gösterileri yapanların yalnızca teröristler olduğunu, İsrail devletinin buna izin vermeyeceği mesajını vermenin peşinde olduklarını vurguluyorlar.

Bütün bunların yanısıra; Mecid’i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’nın beş vakit namazlarda dolduğunu, bu durumun İsrail devletini endişelendirdiğini konuşmalardan anlayabiliyorsunuz. Özellikle Türkiye’den giden ziyaretçilerin, Kudüs’ün korunması konusunda her açıdan anlamlı olduğunu ifade edelim. Bunu işgalci devletin polislerinin davranışlarından, bakışlarından kimlik sorgulamalarından çıkarmak mümkün.

Bununla birlikte, son dönemlerde İsrail’in Türkiye ile ilişkilerini düzeltme çabalarının etkilerini de görebilirsiniz. Ancak İsrail devletinin zihniyetini değiştirecek tek gücün para ve kuvvet olduğunu da vurgulamış olalım.      

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.