SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilinçli evrensellik; "İnsan olmak"

Yazının Giriş Tarihi: 05.05.2024 21:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.05.2024 21:14

Değer, insanoğlunun sahip olduğu muteber duyguların en başında gelmektedir. Öylesine kıymetli ve belirleyici bir rolü vardır ki; insan ilişkilerinde ve sosyal yaşamın hemen hemen her alanında bir terazi edasıyla karşılıklı hislerin gelişmesini sağlayan temel bir dengedir. Bu denge oldukça hassas bir döngüye sahiptir. Karşılıklı güven endeksinin temelinde gelişir ve büyür, büyüdükçe de hem görsel, hem de ruhsal anlamda ifade bulur.Ruhta uyanan bu ifade, yapmış olduğumuz her iş veya uğraşta kendini gayet bariz bir şekilde hissettirmektedir. Yaratılış fıtratı gereği, değer kavramının beşeri nitelikte vücut bulmuş şekli olan insan; dünyadaki yaratılmış her canlıya, özünün gerektirmiş olduğu haslet üzere, aynı tevazu ve duygularla yaklaşmak zorundadır. Peki, bu hasletten yola çıkarak şu anda kendimize birtakım soruları yöneltme zamanımız gelmedi mi? Günümüz dünyasının ki; “ milenyum çağı” olarak nitelendirilen aydınlık evresinde, yaşadığımız bu karanlık, utanç çağını hangi tarihsel, bilimsel ve kültürel argümanla açıklayacağız, doğrusu merak ediyorum..? 

Aslında siyonizm temelli yapılan bu soykırım vahşetinin dayandığı temel nedenlere de dikkatlice bakmak gerekiyor…! 

İsrail - Siyonizminin başlangıç sürecine indiğimizde; Siyon ( Ziyon) kelimesi Tevrat’ta geçen Kudüs’te bulunan bir dağ. Siyonizm ise kökü 19.  yüzyıla dayanan ve Filistin bölgesinde bağımsız bir İsrail devletinin kurulmasını amaçlayan milliyetçi bir harekete atıfta bulunuyor. İsrail’in kurulmasıyla başlayan süreçte ise Siyonizm geniş bir ideolojik yelpazede çeşitliliği olan bir düşünce akımına dönüştü. Roma imparatorluğu döneminde Filistin’den sürülmelerinden sonra, Yahudiler yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda dinsel ortaklık dışında başka bir bağ olmadan yaşadı. Fakat 19. yüzyılda Avrupa'nın genelinde yükselen yahudi düşmanlığı ve ayrımcılığı (Antisemitizm) giderek yaygınlaşan ulus-devlet fikirleriyle birleşince “Kutsal Siyon” a dönüş fikirleri giderek güç kazanmaya başladı. Antisemitizmin zaman zaman geniş çaplı programlara dönüştüğü Doğu Avrupa'da yaygınlaşan bu fikirler ilk kez bir Macar Yahudisi olan Theodor Herzl tarafından bir seküler ve milliyetçi tonu yüksek siyasi bir harekete dönüştü. 2. Dünya Savaşı ve Holokost’a kadar Yahudiler arasında ciddi bir Siyonizm karşıtlığı vardı, özellikle Yahudilikte bazı muhafazakar gruplarda yaygın olan İsrail devletini Mesih’in kuracağı inancı bu karşıtlığın temel nedeniydi. Holokost'tan sonra ise bu karşıtlık önemli ölçüde azaldı ve Filistin Bölgesine Yahudi göçü hızlandı. Günümüzde Neturei Karta ve Satmar Hasidikleri gibi bazı ultra Ortodoks Yahudi grupları Siyonizmi reddediyor. Kendi içinde bile tam bir fikir birliğini sağlayamamış olan bu karanlık güruh, günümüzde sözde İsrail halkının tamamı adına hareket ediyor ve bu katliamları meşrulaştırmaya çalışıyor. Avrupa'nın önde gelen Devletlerinden de tam desteğin alınmasıyla topyekûn bir soykırımın tüm dünyanın gözleri önünde yapılması, şiddetinin her geçen gün artarak devam ediyor olması; başta Avrupa'da büyük yankı uyandırarak, kitlesel bazda başta evrensel özgürlük ve temel yaşam haklarının korunması noktalarında çeşitli gruplar nezdinde başlayan tepkiler, bugün tüm dünyanın en önemli hayat- mebat meselesi olarak gördüğü gündem maddesi… Özellikle üniversitesi öğrencileri tarafından yapılan gösteriler, insanlığın ortak noktası olan özgürce yaşamak ve kendi topraklarında, konutlarında , ülkelerinin bağımsız olarak dalgalanan bayrakları altında refah içerisinde, barışın hakim olduğu, tarihin tüm argümanlarıyla şahitlik ettiği “Filistin Vatandaşı” unvanını gururla taşıyan, cesur bir toplumun yeniden ayağa kalkarak, şahlanışının ilanını görmek istediklerini açıkça haykırmaktadırlar. Tüm insanlığın gözleri önünde ‘ değer ‘ kavramının yegane karşılığı olarak yaratılan en latif varlık yani insan, yani kendi cinsimizden , dinimizden, kültürümüzden, ortak gelenek ve kültürümüzün yüzyıllardır birlikte şekillendirdiği ortak coğrafya, manevi ruhun en yüksek mertebede tecelli olduğu, mukaddes emanetlerin paydaşlığını üstlendiğimiz, yine birlikte belirleyici rol olma statüsünde olduğumuz bu kısır döngüde ne oldu da; herşeyi unutup ya da unutturulup, tarihin bir daha kolay kolay şahitlik edemeyeceği Siyonizmin karanlık çağlardan süregelen vahşetine seyirci ve sessiz kalır hale geldi? 

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.