SON DAKİKA
Hava Durumu

AYDINLANMA ÜZERİNE

Yazının Giriş Tarihi: 02.10.2021 01:49

Geçtiğimiz hafta felsefenin ve dolayısıyla düşünebilmenin öneminden bahsetmiştik. Siz değerli okuyucularımızın bu konuya olan ilgisine istinaden bu haftaki yazımda felsefi düşüncenin insan hayatını nasıl aydınlatıp dönüştürdüğünden bahsedeceğim.

Öncelikle insan zihninin dünyayı değiştirecek kadar nasıl aydınlandığını ve aydınlanma kavramının neye işaret ettiğine açıklık getirmeliyiz.

Aydınlanma kavramını en güzel şekilde açıklayan, 18.yüzyılda aydınlanma düşünürü Immanuel Kant olmuştur. Kant, “Aydınlanma Nedir?” adlı eserinde aydınlanmayı şöyle tanımlar: “Aydınlanma insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır. ‘Sapare Aude! (Bilmeye cesaret et!)’ sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır.”

Yeni bilgiye ulaşmak için gereken cesaretimizin kırılma noktası neresi? Bilgiye sahip olduğumuzda üzerimize yığılan sorumluluk mu yoksa tembellik mi?

Goethe bilgi arttıkça huzursuzluğun da arttığını söylemiştir. Bilgi insana sorumluluk yükler, değişim için zorlar. Oysa insana huzursuzluk veren şey kendi kabuğunu kırıp yeni bir dünyaya gözlerini açmasıdır. Belki de insan tam da bu yüzden kendi kendine düşer bu ergin olmayış durumuna…

İnsan zihninin tembelliği ve hazırcılığı insanlığı karanlığa tutsak etmektedir. Her şeyi bizim yerimize düşünen ve uygulayan birileri olduğunda hayatın akışında kalmak daha kolaydır. Üretmeye gerek yoktur, çünkü birileri illaki üretir biz de zahmetsizce tüketiriz.

Orta Çağ Skolastik dönemdeki insan; aklını kullanamaya cesaret edemeyen, her düşünsel ve her davranışsal hareketinde kılavuza ihtiyaç duyandır. O, dünya üzerinde yalnızca bir toz zerresidir, hiçbir önemi yoktur ve tek amacı uhrevi hayat için çalışmaktır. Dünya’nın kaderini başı boş bir öküzün boynuzlarına bağlayan, sorgulamayan, her şeyi olduğu gibi kabul eden insan böyle bir dönemde bir arpa boyu yol kat edememiştir. Adeta doğa, insana hükmetmiştir.

İnsan zihni kendini dogmalardan kurtardığı gün, aydınlanmayı başlatmış ve kendi hayatını anlamlandırmaya da başlamıştır. Doğayı keşfedip matematik ve fizik bilgisiyle evreni çözümlemeye çalışan insan, doğa üzerinde egemenlik kurmaya başlamıştır. Doğanın yasalarını keşfedip doğayı insanlığın ilerlemesi için elverişli hale getirmiştir.

Bu noktadan sonra yapılması gereken şey doğaya egemen olan aklı, kültüre de egemen kılmak; toplumu, devleti, eğitimi aklın ilkelerine göre düzenlemektir.

18.yüzyıla gelindiğinde kültür dünyası hayalin ötesinde bir ivme kazanmıştır. Matbaalar hızla çoğalmış ve birçok yayın görülmeye başlanmıştır. Dil ve edebiyatla ilgili birçok eser ortaya çıkmıştır. Bu eserlerde çoğunlukla özgürlük, insan hakları, adalet ve eşitlik gibi konular işlenmiştir. Bu anlamda toplum, sanatla birlikte evrilmeye başlamıştır. Edebi eserler sayesinde halk arasında felsefe de yayılma imkanı bulmuş, düşünsel zenginlik artmış ve halk kendini bulma yolunda büyük bir adım atarak aydınlanma yoluna girmiştir.

Hepimizin bildiği, mutlaka bir yerlerden aşina olduğu Voltaire, Montesquieu, D’Alembert, Diderot, Jean Jack Rousseau gibi düşünürler bu dönemde öne çıkmıştır. Bu düşünürlerin görüşleri toplanarak otuz beş ciltlik bir Ansiklopedi basılmıştır.

Aklın zincirlerinden kurtulması ve kültür dünyasını yaratıyor olması sebebiyle Bach, Mozart, Beethoven, Vivaldi gibi müzisyenler yine bu dönemde ortaya çıkmıştır. Yeni anlayışa göre kültürel yapı her kesimden bireye hizmet etmelidir. Önceden burjuvaya ait olan sanat ve kültür dünyasında görmezden gelinen alt sınıflar da dinleyici ve yorumcu haline gelmiştir. Sıradan insan da artık sanatla iç içedir.

Sözün özü kendi aklının farkına varıp kendi aklını kullanmaya başlayan insan içine düştüğü acınası cehaletten kurtulmuştur. Aklıyla önce doğayı himayesi altına almış sonra kültür dünyasını himayesi altına almıştır. Böylelikle yalnızca kendi toplumunda değil, tüm dünyada çığırlar açmış, yeni dünya görüşleri ortaya koymuş ve konjonktürel yapıyı değiştirmiştir. 

Skolastik döneme gerilemeye başladığımız bu günlerden bir an önce kurtulmak temennisiyle ve aydınlanmanın ışığında ilerlemek arzusuyla…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

 

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.