SON DAKİKA
Hava Durumu

MODERN KÖLE

Yazının Giriş Tarihi: 16.10.2021 00:46

Kölelik kavramının ne olduğuna dair hemen herkesin bir fikir sahibi olduğunu düşünüyorum. Yine de konuyu aydınlatmak amacıyla kelime anlamına bakacak olursak sözlüklerde geçen şekliyle kölelik “Bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye köle, memlûk veya kul; köle sahibine ise efendi veya mevla denir.” olarak tanımlanıyor. Yani kula kulluk etmek…

Tarihi seyrine yöneldiğimizde Mezopotamya’dan Antik Yunan’a, Avrupa’dan Osmanlı’ya kadar kölelik oldukça doğal karşılanan bir sistemdi. Fakat 19.yüzyılda kanuni dayanaklarla birlikte kölelik kaldırıldı. Sizce de öyle mi? Kölelik gerçekten kaldırıldı mı?

Bana kalırsa bu sistem sadece isim değişikliğine uğradı. Kavram yumuşatıldı, modernize edildi.

Bir de son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz yeni bir söylem var: Modern Kölelik.
Modern köleliğin terminolojik olarak anlamına baktığımızda kişinin şiddetle, zorla, tehdit gibi yollarla çalıştırılıp istismar edilmesidir. Tam da az önce bahsettiğim gibi kölelik sistemi yalnızca modernize edildi. 19.yüzyıla kadar kölelerin hukuki bir statüsü yokken günümüzde modern kölelerin hukuki bir statüsü var. Onlar aslında özgürdür; sömüren tarafın zorlayıcılığına karşı koymadıkları sürece.

Tabi ki bu yazımda modern köleliğin literatürde geçen şeklinden değil halk arasında dolaşan, dillere pelesenk olmuş halinden bahsediyorum.

Modernleşen dünyada her şeyin makineleşmesiyle birlikte biz insanlar da birer makine gibi hareket etmeye başladık. Aslında hepimiz sözüm ona gönüllülük esasına dayanarak modern köleler haline geldik. Düşünmüyoruz, yalnızca makineye verilen komutları alıp en yüksek verimle en çok üretimi sağlamaya çalışıyoruz. Bunu yapmak zorundayız; yoksa barınamama, beslenememe, noksanlık tehdidiyle karşı karşıyayız.

Bizim kullandığımız haliyle modern köleliğin en güzel örneklemini bize öğretmenler verecektir. İzninizle mesleğim gereği aşina olduğum sektörü ve davulun sesinin uzaktan nasıl da hoş geldiğini aktarayım.

Mekân: Özel Kurs Merkezi, Özel Okul

Zaman: Her eğitim öğretim yılı sonu

Kahramanlar: Okul, Kurs Sahipleri ve Öğretmen

Konu: Kölelik

Olay: Hangi birini sayalım? En azından özetleyelim.

Bir zamanlar Atamızın, saygısından ayakta dersini dinlediği öğretmenler şimdilerde en itibarsızlaştırılan meslek gruplarında yer alıyor.

Bir eğitim öğretim yılını kapatmadan gelecek yıl için yapmaya çalıştığınız anlaşmalar insanın psikolojisini bitiren türden. Eskiden kapı kapı tencere tava satmaya çalışan pazarlamacılar vardı; hatırlar mısınız, bilmem. Özel kurs öğretmenleri de aynı o pazarlamacılar gibi kendini pazarlayıp yöneticinin önünde kariyerinin en iyi dersini anlatma gayretine giriyor.  Beğenilirseniz anlaşma şartları için oturuyorsunuz masaya.

Şayet KPSS adı verilen o ömür törpüsü sınava girerek atanmış bir öğretmen değilseniz haklarınızdan da oluyorsunuz. İlk önce en kıymetliniz zamanınızı kayıtsız şartsız teslim ediyorsunuz bir başkasının inisiyatifine. Anlaşılan çalışma saatlerine riayet edilemiyor. E özel sektör tabi, sağı solu belli olmuyor bu işin (!) Çalışma saatleri gizliden gizliye 10 dakika – 15 dakika eklene eklene artıyor. Etütler, nöbetler derken 10 saati bulan bir çalışma gününde ancak bir saatlik bir dinleme alanı bulabiliyorsunuz, o da şanslı gününüzdeyseniz.

Sigorta ve sosyal haklar mevzularına hiç girmiyorum; çünkü bu mevzu apayrı bir başlık olabilir. Asgari ücret üzerinden gösterilip emeklilikte iç yakacak sigortalar, elden verilen maaşlardan tutun, eğitim öğretim ödeneklerine çökülmesine kadar binlerce sorunu olan meslektaşlarım bunlar yetmezmiş gibi son zamanlarda atanmış öğretmenlerle rakip olmaya başladı. Atandığı okulun yanında kurs merkezlerine öğrenci getirdiği için pay almaları bir yana derslere de girer hale geldiler. Bu durum atanmışlar ve patron için elbette güzel. Ne sigorta derdi ne sosyal hak… Reklamsız öğrenci de hazır. Patron doyurmaca… Oh ne ala!

Her şey bununla bitse yine iyi. Suya yazı yazmaya benziyor bizim işimiz. Öğrenciye verilen emek, genelde boşa kürek çekmek oluyor. Öğretmek için türlü yöntemler geliştirir, defalarca konuyu baştan alırsın, pekişsin diye kılavuzluk edersin ama öğrenci güdülenmez, öğrenmek istemez. İlk saat okula geç kalır, veli geç kalmanın faturasını öğretmene keser. Velinin gözündeki öğretmen profili, çocuk bakıcılığıyla eşdeğer bir durumda. Yılsonunda bakıcılıktan memnun kalınırsa öğrenci okuluna ya da kursuna devam eder. Yok, memnun kalınmazsa yani veli ve öğrenci yeteri kadar pohpohlanmazsa fatura kesilen yine öğretmen olur. Ki fark ettiyseniz maaşlardan bahsetmedim…

Ayrı bir yazının konusu olsa da şu şekilde değinmek isterim. “Haftalık ortalama 60 derse gir asgari ücretten biraz fazla al.” Sudan ucuz piyasa…

Gerisini varın siz düşünün. Modern köle söylemini tutarlı kılan bir meslek sizce de öğretmenlik olabilir mi? Bence bu böyle.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

 

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.