SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ZORUNLU HATIRLAMA: 15 TEMMUZ

Yazının Giriş Tarihi: 04.02.2021 10:18

Gezi kalkışmasından beri bir alışkanlık edinmiştim…

Sosyal mecrada bazı isimlerin paylaşımları üzerinden kaba tabirle ne şeytanlık planladıklarının ipuçlarını arıyordum. 2016 Haziran ve Temmuz aylarında firari fetöcüler ve içerde onların gizli ve açık destekçilerinin bir beklentiye girdiklerinin pek çok ipucu vardı.

15 Temmuz alçak darbe girişiminden iki gün önce sevgili meslektaşım Demet’le görüştük. Bunlar bir şeylerin peşinde çoğu ABD ye uçuyor dediğinde iyice işkillenmiştim.

15 Temmuz 2016 akşamı önce sosyal medyadaki köprüdeki askerler paylaşımlarını gördüm. Ertesi gün için ailede bir cemiyet vardı. Misafirler Avrupa yakasından gelecekti ki ilk onlardan teyit ettik köprüde askeri araçlar vardı. O esnada birçok tanıdık isimle telefon görüşmesi yaparak ne olduğunu öğrenmeye çalıştım. En son yine sevgili Demet’le görüştüm  “Dış basında Türkiye’de CNBC, NBC gibi yabancı kanallarda Erdoğan kaçtı, Almanya’ya sığındı gibi haberlerin yapıldığını” ağlayarak anlattı.

Sonrası eve döndüm ben, ablam ve yeğenlerim hiçbir şey konuşmadan abdest alıp iki rekât namaz kılarak kendimizi dışarı attık. Uzak komşumuz Erdal kardeşimizle birlikte Söğütlü Çeşme’de buluşacaktık. Yolda gördüğüm benzinlik, atm ve market kuyrukları nevrimi döndürdü. İrademize darbe vuruluyorken para ve makarna derdine düşen kitleye delirmiştim. Bindiğimiz taksinin şoförü “Ne güzel işte asker yönetime el koyuyor evinizde otursanıza” dediğinde film koptu. “Bana bak bunlar fetöcü alçaklar biz belki evimize hiç dönemeyeceğiz ama bunlar yönetime geldiğinde malına, mülküne namusuna çökerler sen de aval aval bakarsın” diye bas bas bağırdım.

Söğütlü Çeşme’de toplamda 150 kişi kadardık. Metrobüs yolunu takip ederek köprüye doğru yürümeye başladık. Bir yandan “Asker kışlaya” diye bağırıyor bir yandan da elimizdeki telefonlardan canlı yayınları izlemeye çalışıyorduk.

Sayın Erdoğan’ın canlı bağlantısını yolda izledik.

Yola çıktığımızda 150 kişi kadardık ancak bir süre sonra geriye baktığımda binlerce insan katılmıştı. Binlerce insan tek ses olmuş tekbir getiriyor ve asker kışlaya diyordu. Elimizde sadece bayrak vardı. Bir yanımızda tekerlekli sandalyede ile çok yaşlı bir teyze, diğer yanımızda kısa şortlu uzun boylu bir genç kız, küpeli sakallı at kuyruklu genç erkekler...

Ve salalar başladı.

Sonra alçaktan uçan F16’ların sonik patlamaları ve ateşler.

İlk başta anlayamadık ya da inanmak istemedik.

Motosikletli gençler yaralı taşıyordu.

Yok artık silahsız halka ateş açmış olamazlar dedim.

Açmışlardı ve bu daha başlangıçtı.

Ardından Ankara’dan İstanbul’un başka yerlerinden darbecilerin sivil katliam haberleri üs tüste gelmeye başladı.

Erol Olçok ve Abdullah Tayyip Olçok ilk şehitlerimizdi.

Aramızda yalnızca 100-150 metre mesafe vardı. Yaralı bir kadına “sahiden asker mi ateş etti?” diye sordum şaşkınlık içinde.

Darbeciler ateş açarken erkekler yere yatıyordu (sanırım askerlikten tecrübeli oldukları için) ama kadınlar ayaktaydı.

Bir an yeğenim, ablamın ve benim üzerimize atlayarak bizi yere yatırdı, o zaman anladık. Yaklaşık 20-25 metre kadar ötemizde bir genç sanırım sırtından vurulmuş yerdeydi kullandığı motosiklet yan yatmış tekerleri dönüyordu.

Bir grup, Harbiyeliler denilen askeri öğrencilere bunun bir darbe olduğunu anlatmaya onları ikna etmeye çalışıyordu. Farkına vardığım tek şey orada darbeye dur demeye gelen hiç kimsede korkudan eser yoktu. Sanki Allah o insanların kalbinden korkuyu çekip almıştı.

Kardeşimin Harbiye’deki TRT binasının önünde yaralandığını orada öğrendim. Canlı yayında görüntüsünü izlerken aklımdan geçen biz de buradan sağ çıkamayabiliriz düşüncesi oldu.

O gece o köprüde 33 şehit verdik. O gece toplamda 259 şehit verdik 2300 kadar da gazimiz vardı.

Milletin parasıyla alınan teçhizatla millete ateş açan alçaklara millet çıplak elle dur dedi.

O gece bir tarihi dönüşüm yaşandı.

Daha önceki alçak darbelerle iradesi çalınan millet, bu kez olmaz ve bir daha asla olmaz dedi.

Gezi ile başlayıp 15 Temmuz 2016 ya kadar hazırlığı yapılan darbe girişimi darbecilerin ve destekçilerinin başına geçirildi.

Vazgeçtiler mi?

Hayır, tekrar deneyecekler.

Onlar vazgeçse patronları vazgeçmeyecek.

Bu günlerde Boğaziçi Rektör atamasına protesto bahanesiyle yenisini deniyorlar. Unuttuklarını hatırlatalım o halde bu kez ne 2013 Gezi isyanındaki gibi azgınlaşmanıza ne de 15 Temmuz 2016’daki gibi milletin silahını millete doğrultmanıza izin verilmeyecek. Heveslenmeyin.