SON DAKİKA
Hava Durumu

İçimiz dışımız bir renk

Yazının Giriş Tarihi: 27.10.2023 10:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.10.2023 10:53

Bildiğimiz gibi dış dünyada renk yoktur, tüm renkler gözümüzden giren ışınların beynimiz tarafından yorumlanması sonucu oluşur. Yani renk bir algıdır ve anılar, travmalar, kültürel, sosyal, inançsal, epigenetik kodlar, hatta çocukluğumuzdaki yatak odamızın rengi gibi birçok parametre renk algımızı etkiler.

Peki bu kadar değişkenin olduğu bir algı dünyasında iyi hissettiren, terapötik etkisiyle şifa veren, odaklanmayı, pozitif düşünmeyi teşvik eden empatik mekânlar nasıl oluşturulabilir?

Detaylı cevapları Nöromimari serisinde veriyorum fakat burada kısaca şu şekilde ifade edeyim: Öncelikli olarak siyahın tonlarından kurtularak.

Son derece renkli bir kültürümüz olmasına rağmen modern mimari ya da dekorasyon diye dayatılan antrasit-gri-fümelerle dolu tasarımlar esasında zamanla diğer renklere karşı duyarsızlaşmaya veya renk algımızın körelmesine bile neden olabilir. Bu da beynimizin plastisite özelliği ile gelişen bir durumdur. Yani neye maruz kalırsak beynimiz yapısal anlamda o uyarana karşı değişiklik gösterir.

Renk kullanmaya korkan bir topluma dönüştük. İçimizdeki renkleri görmezden geldikçe veya yansıtmaktan korktukça mutsuzluk, umutsuzluk durumlarıyla baş etmeye çalışıyoruz. Bu durum duyarsızlaşma, apatik hatta sosyal otizimli bir topluma dönüşme riskini barındırıyor. Yani modernlik, lüks, ihtişam, moda diye dayatılan; bizlerde “don”uk bir benlik algısı oluşturuyor.

Öyleyse “zihin mekâna mekân zihne yansır” prensibinden yola çıkarak önce içimizdeki renkleri fark edip, olabildiğince dışımızdaki renkleri de canlandırmaya çalışalım derim.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.