Elif SÖZER
  26-02-2026 09:39:00

Umuda dair

“Sonbaharda yapraklarını döken, kışın kupkuru dalları ile adeta ölen; baharın gelmesiyle o kurumuş dallardan rengarenk çiçekler, yapraklar fışkıran bir ağacın verdiği ‘umut’ mesajını verebilecek sentetik bir ilaç var mıdır!” bilmiyorum.

Victor Frankl İnsanın Anlam Arayışı kitabında toplama kampındaki genç bir kadından bahseder: Kadın birkaç gün içinde öleceğini bilmesine rağmen hayli neşeliydi. “Kaderin beni böyle ağır bir şekilde ezmesine minnettarım. Daha önce şımarık bir insandım ve tinsel başarıyı ciddiye almıyordum.” Barakanın penceresinden dışarıyı göstererek, “Şu ağaç yalnızlığımı paylaşan tek dostum” dedi. Pencereden bir kestane ağacının sadece bir dalını görebiliyordu; dalın üzerinde iki çiçek açmıştı. “Bu ağaçla sık sık konuşuyorum” diye ekledi kadın. Bu sözler üzerine Frankl hezeyan geçirdiğini düşünerek kadına ağacın kendisine karşılık verip vermediğini sordu. Kadın “Evet! Bana ‘Buradayım, buradayım. Ben yaşamım, sonsuz yaşam’ dedi.”

“Bu ‘iç bağı’ oluşturan nedir?” diye sorar Frankl. 

Arapçada çok sevdiğim bir söz vardır: Ente minni ve ene mink. “Sen bendesin (bendensin), ben de sendeyim (sendenim). Yani “Birbirimizin parçasıyız; sen benim bir parçamsın, ben de senin.” anlamında… 

Bağ doğayla genç kadın arasındaki ortak tözdedir zannımca.

Belki de bu yüzden;

Bu ağacın altından geçerken biraz yavaşlıyorum; ruhumun bedenimi yakalamasına izin verir gibi. Parmak uçlarımda yürüyorum,  omuzlarım biraz düşüyor. Ama onca yükün altında ezilir gibi değil; sanki doğumdan önceki halime dönmek ister gibi. Usulca yanına sokulurken her bir dalından süzülen umut dolu fısıltılara kulak kesiliyorum; kâinatın senfonisini dinler gibi. 

Yolu bırakıp içimdeki yolaklara sapıyorum; kendimden ağaca, ağaçtan kendime varıyorum, sonsuz bir döngünün akışı gibi.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI