Elif SÖZER
  29-11-2023 21:55:02

Bazen bir mekândır yuva bazen bir insan

Mekânın insan üzerindeki etkisi esasında mekâna verdiğimiz anlam ile ilgilidir. Mekân kelimesinin kökenine baktığımızda “var oluş, var olunan yer” anlamlarına geldiğini görürüz. İnsanın dünya sahnesindeki ilk mekânı, anne rahmidir.  Annesinin karnında son derece güvenli bir ortamda gelişimini sürdüren fetüs, ait olduğu o güvenli ortamdan ayrıldıktan sonra bulunduğu ortamlarda aynı güven duygusunu arar. Yani bilinçdışında mekân, ana rahmindeki «aidiyet ve güven» ihtiyacına karşılık gelir ve yuva hissiyatı oluşturur. Böylesi mekânlarda bilişsel ve ruhsal bir gelişim de söz konusu olur ve “yuva” hissiyatı ile oluşan mekân farkındalığı beden-kendilik algımızın gelişmesine ve varoluş farkındalığına ulaşmamıza katkı sağlar.

Dolayısıyla beyin-beden-mekân arasındaki süreklilik arz eden etkileşime odaklanan ve varoluşçu mimari anlayışıyla temellenen nöromimari paradigması insanın varoluş farkındalığı kazanmasını olanaklı kılar. Aksi durumda ise; yapmış olduğumuz tasarım işlevsellik, estetik, ergonomi gibi unsurları karşılasa; trendlere, arkitektonik bilgiye uygun ve biyolojik olarak yaşamı sürdürmeye elverişli olsa da bilişsel ve ruhsal bir varoluş için yeterli değildir. Çünkü mekânın ruhu yoktur, orası yuva değildir. Böylesi bir durumda ise mekân “boşluk” anlamı taşır ve insandaki “boşluk duygusunu” tetikler.

Bazen de bir insandır size yuva olan; ikinize ait parçalar inşa eder yuvanızı. Harcında güven olan her yuva ferah, dingin ve neşeli duygularınızı besler. Nevrotik gel-gitler, samimiyetsiz duygular kapı dışına bırakılır ve derin bir bağlılık kuşatır sizi.

Bazen bir mekândır yuva bazen bir insan… Bezen bir boşluktur mekân bazen bir insan..

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI