Elif SÖZER
  19-09-2024 06:30:00

Bir fincan doğa alır mıydınız?

Nörolog Oliver Sacks, hiçbir şeyi birkaç saniyeden daha fazla aklında tutamayan ağır korsakov sendromlu William Thompson’un hikâyesini şu şekilde anlatır: “William ile bağlantı kurma” çabalarımız başarısızlıkla sonuçlanıyor. Başka insanların varlığı onu uyararak, sonsuz kontrolsüz bir konuşmaya itiyor. Fakat onu kendi haline bıraktığımızda bazen bahçeye çıkıp, bahçenin sakinliği içinde kendi dinginliğine kavuşuyor. Bitkiler, sakin bir bahçe, insansız bir çevrede sosyal baskının olmaması onun bu “kimlik deliriumunu” hafifletiyor. Bu sakin, insan-dışı kendine yeterlilik durumu onun doğayla sözsüz ve derin bir birliktelik oluşturmasını sağlıyor. Böylelikle canlı ve gerçek olma duygusu onarılıyor.”

İnsan beyni doğa ile ilgili uyaranlara karşı son derece hassastır. Nörolojik beslenme kaynağı olan doğal uyaranlar hem dikkat dağınıklığına hem de rahatlamaya hizmet eder.

Modern hayatın kargaşasının yanı sıra bireysel sorunlar, üstesinden gelmeye çalıştığımız durumlar, kayıplar, kaygılar, belirsizlikler… ne varsa stres seviyemizin yükselmesine neden olur.

Böyle durumlarda doğayla yakın temas yukarıdaki örnekte olduğu gibi kortizolün (stres anında yükselen hormon) düşmesine ve homeostatik dengeye (dışsal olumsuzluklara karşı organizmanın kendi dengesini koruması) yardımcı olur.

Ee! Hepimizin kocaman bahçeleri yok elbette. Ama “bi fincan doğa” da mı yok!

Öyleyse yaşamsal sorunlarla baş etmekte zorlanan bir arkadaşınız varsa “bi fincan doğa” ilaç gibi gelebilir.

Ben kendime öyle yapıyorum. Örneğin vefat eden sevdiklerim için bir çiçek alır saksıya dikerim. Çiçeği büyütürken içimdeki acının üstüne bir meltem esintisi geliverir. Kuruyan yaprakları toplamak yaşamdaki sorunları çözmekle özdeştir bana. Biraz suyla sadece boynunu bükmüş dallar dirilmez; ruhum da doğrulur yüklerinden. Hele anne kumrular geldi mi arka planda işleyen önemli meselelerden biri o annenin suyu yemi olur. Odak değişince bir bakarım sorun sandığım onca şey çözüm yoluna girmiş bile.

Velhasıl! Şimdi gidip kendime “bi fincan doğa” alma zamanı… Bir meltemin esme zamanı…

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI