Elif SÖZER
  23-07-2026 13:02:00

Doğa kadim bir bilge…

Dokusu, rengi, formu, kokusu; özüyle özümüz arasındaki rabıtayı sessizce fısıldıyor insana.

Bir ağacın gövdesindeki heykelsi burl yapısının; yıllar içinde oluşan yaralanmalar, çevresel stres, mantar ya da böcek etkisi gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabildiğini öğrendim. Ama beni asıl etkileyen,  biçimsel deformasyona rağmen tepedeki sağlıklı yaprakların ağacın yaşamını hâlâ güçlü biçimde sürdürdüğünü göstermesi.

Üstelik değişim yalnızca dışarıda değil. Normalde daha doğrusal ilerleyen lifler, burl içinde girift ve neredeyse fraktal desenlere dönüşüyor. Yani yara, ağacı yalnızca biçimsel olarak değiştirmiyor; iç yapısında da benzersiz bir düzen kuruyor.

Ağaç yarasını silmiyor.
Onu kendi biçimine katıyor ve yaşamaya devam ediyor.

Belki wabi-sabi tam da bunu anlatıyor: Güzellik, kusursuz ve pürüzsüz olanda değil; zamanın dokunduğu, değişmiş, eksilmiş, iz taşımış ama yine de kendi olarak varlığını sürdüren şeyde saklı.

İnsan da biraz böyle…

Kusurlarımız, eksiklerimiz, kırılmalarımız, tuhaflıklarımız… Belki bizi tamamlanmamış değil, benzersiz kılan tam da bunlar. Özgünlük, kusursuz görünmekte değil; kendimize ait izlerle var olabilmekte.

Sonra bir başkası giriyor hayatımıza…

Gerçek yakınlık da iki kusursuz insanın karşılaşması değil belki; iki ayrı geçmişin, iki ayrı kırılmanın, iki ayrı özgünlüğün birbirine yer açabilmesi.

Sevmek, karşımızdakini zihnimizdeki ideal forma dönüştürmek değil; onun kendine özgü biçimini bozmadan yanında kalabilme inceliği.

Bazen düzeltmeden.
Tamamlamadan.
Pürüzlerini törpülemeden.

Olduğu hâliyle kuşatabilmek.

Çünkü bazı ilişkiler bizi tamamlamaz; belki zaten tamamlanmaya ihtiyacımız da yoktur. Bazı ilişkiler yalnızca, kendimiz olarak var olabileceğimiz kadar geniş bir alan açar.

Ve belki sevginin en sahici hâli şudur:

Birbirimizin kusurlarına rağmen değil;
o kusurların, izlerin ve farklılıkların bizi biz yapan hikâyenin parçaları olduğunu bilerek sevebilmek.

Tıpkı yumru yumru bedeniyle yükselen ağaç gibi…
Onu eşsiz kılan pürüzsüzlüğü değil,
hayatın onda bıraktığı izlerle hâlâ kendisi olabilmesi.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI