Elif SÖZER
  21-06-2023 21:17:46

Nöromimari felsefesi

Felsefi görüş çağlar üstü bir akışkanlıkla bilimsel çalışmaları besleyen kaynaklardan biridir. Bilim insanları düşünürlerin ortaya attıkları savları kanıta dayalı somut verilere dayandırmaya çalışır. Filozofun zihinsel dünyası kâinatta var olan bilginin özünü keşfetmeye yönelik olduğundan ve bu keşif sırasında kurallara ya da sınırlara bağlı kalmadığından ona matematikten, biyolojiden, beyinden, sinirbilimden gelen ilhamları en saf haliyle dile getirir. Bilim insanı da bu saf bilgiyi alır, kendi alanına göre kanıta dayalı somut verilerle ispatlamaya çalışır.

Nöromimarinin yüzyıllar evvelki uygulama biçiminde mimari mekân kavramı modern mimari anlayışa göre çok daha nitelikli olarak ele alınıyordu. Örneğin planlarda, cephelerde, bezemelerde altınoran kurallarına riayet ediliyordu. Akustik, ışık-gölge, yalıtım, fonksiyonellik gibi parametreler çok daha büyük bir hassasiyetle mimarın elinden çıkıyordu. O dönemlerde sinirbilim çalışmaları yoktu elbette. Fakat bir konuda uzmanlaşırsanız sezgisel verilerin yolakları zihninize açılır. Ruh, zihin, beden aynı hedefe kilitlendiğinde bâtini bilgi zâhiri bilgide tezahür eder.

Tarihi yapılara bakın. Her birinin ruhu var. Duvarların, dekorların, sütunların senfonisiyle adeta büyülüyorlar insanı. Mimarından, ustasına, zanaatkârına o yapıda emeği olan herkes kendi ruhundan bir parça aksettirmiş taşa, ahşaba, demire. Her detay öyle hassasiyetle düşünülmüş ki yapılar adeta şefkatli bir anne gibi kucaklıyor ziyaretçisini. 

Kullanıcısını kuşatan, iyileştiren, esenlik içinde hissettiren bir mimari anlayışın gelişmesi dileğiyle.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI