Gülsün İcik YILMAZ
Güzel haftalar değerli okurlarım.
Bugün sizlerle 21. yüzyılda ebeveyn olmak hakkındaki yazım ile buluşmak istedim.
Ben, Y kuşağından bir anneyim. Y kuşağı sorgulayıcı, kolay kolay tatmin olmayan girişimci bir ruha sahip olmaları ile bilinir. Onları önceki kuşaklardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi de otoriteye karşı saldırgan olmalarıdır. İş ve sosyal hayat dengesini öncelikli olarak sağlamaya çalışırlar, onlar için iş; keşfetmek istedikleri tecrübeler için finans kaynağıdır. Akranlarının görüşü, kendilerinden büyüklerin görüşlerinden daha değerlidir.
Ebeveynlerim ise sessiz kuşaktan. İsteklerini bastırması öğütlenen ve toplumsal olaylara karşı sessiz kalmanın ve görüşlerini açıkça ifade etmemelerinin öğretildiği bir kuşak, bu yüzden de isimleri “sessiz kuşak”.
Öğretiler tamamen farklı, eminim ebeveynlerim için Y kuşağını anlamak kolay olmamıştır diye düşünüyorum ve tabiki ona göre bir yaklaşım sergileyebilmek.. Neyseki bu konuda şanslıydım diyebilirim .
“Bizim zamanımızda böyle miydi?” cümlesini ebeveynlerden çok sık duyuyorum. Çocuk büyütürken elbette anlamamız gereken ilk konunun kuşaklarımızın farklı olduğu olmalıdır. Ben de “alfa kuşağı” bir çocuk büyütüyorum ve bu kuşak için de en girişimci kuşak oldukları söyleniyor. Teknolojiyi daha verimli kullanabilen bir kuşak olacaklarından bahsediliyor. Dolayısı ile ebeveyn olarak, kuşaklarımızın dinamikleri hakkında biraz bilgi edinmek birçok çatışmanın önüne geçmek için fırsat yaratacaktır.
Ebeveyn olarak bir başka sorumlulukta elbette, çocuk gelişimi konusunda bilgi edinmek, çocuğun gelişim dönemlerinin özelliklilerini iyi bilmektir. Çocuğun fizyolojik (yemek, uyku, temizlik, barınma, sağlık vb.) ve psikososyal ihtiyaçlarını (sevme, sevilme, ait olma, güvenlikte olma vb.) iyi takip etmek ve zamanında karşılamak önemlidir. Özellikle 0-3 yaş anne ile çocuk arasında kurulacak duygusal ilişki ve kurulacak fizyolojik temas çok önemlidir. Bu bilinçle kaliteli iletişim kurabilme becerisi ebeveynler için dikkat edilmesi gereken bir konudur.
Çalışan ebeveynler eve geldiklerinde çocukları ile yeteri kadar ilgilenip kaliteli zaman geçirerek, birlikte geçiremedikleri zamanı telafi etmelidirler. Kuşak farklılıklarının önemsenmemesi ve öğrenilmiş yanlış bilgiler sonucunda ebeveynlerin geleneksel davranışları çocukların duygusal, davranışsal ve bilişsel gelişimlerini olumsuz etkileyebilmektedir. “Çocukların iyiliği için“ adı altında çocuğun yerine düşünüp onun adına karar almak onun hayatını kolaylaştırmak değildir. Bu tutum karar alamayan, sorumluluklarını bilmeyen özdisiplini olmayan bireyleri ortaya çıkarabilmektedir.
Bunun tam aksine, çocuklara gerektiğinde basit görevler verilmeli çocuğun sorumluluk duygularını geliştirerek kendi kararlarını alacak ve kendini koruyacak biçimde yetiştirip ona destek olunmalıdır.
Ebeveynler her zaman birer rol model oldukları için, çocuğun davranışlarının buna göre düzenleneceği ve bu şekilde öğreneceği bilinerek hareket edilmelidir.
Ebeveynler çocuğun yetiştirilmesindeki kararlarda her zaman ortak tutum ve davranışlar geliştirmelidir. Ayrıca, çocukların sosyal ve kültürel aktivitelere katılmalarını desteklemelidir.
Yazımı bitirmeden evvel çocuklarımızın bizlerin aynası olacağını hatırlatarak, güzel haftalar dilerim..