Melek GİRAY
  08-09-2024 08:47:00

Ölümcül bir virüs!

- Hoş geldin amca. Neyin Var ?

- Allah'a şükür babadan kalma bir şeyler var, geçinip gidiyoruz.

- Onu sormadım amca. Neyin var.

- Ha sorma. İki oğlum var. Olmaz olsunlar. İkisi de eşek çıktı. Kızlar zati gitti.

- Amca Hastalığın ne onu soruyorum sana.

- Oğlum onu sen söyleyeceksin. Doktor sensin. Ben neden geldim buraya!

Sonuçta maddeden müteşekkiliz. Hepimizin bir şekilde rahatsızlanır, kendimizi doktorun karşısında buluruz. Eski insanların bazıları ölene kadar doktora gitmezlerdi. Kimi bir şey çıkar diye korkudan gitmezdi. Kimisi ben kendimi deldirmem diye gitmezdi.

Ama bizim nesiller öyle değil. Bir yerimiz ufacık ağrısa doktorda buluyoruz kendimizi. Zaten ağrı sızı bunları dillendirmek geleneğimizde var. Hemen başlıyoruz sesimizi hasta moduna sokup mırıl mırıl birilerine anlatmaya. Anlattığımız herkes de doktor zaten. O da birkaç ağır hastalık söyleyip, “aman ihmal etme git doktora” diyor. Doktor da konunun uzmanı doktor değil. Danışma elimizin altında. Google’ye yazıyoruz. Tüm hastalıkların sonu da kanserde bitiyor. Bir telaşe, soluğu hastanede alıyoruz. Doktor dinliyor, emin olmak için tahlil yaptırıyor. Tahlilde de bir şey çıkmıyor. Ufak bir değer yüksek çıkarsa da rontgen, ultrason. Yok yine bir şey, ilaç bile yazmıyor.

Bitti mi?

Bitmedi.

Artık kafamıza ölümcül virüs girdi bir kere. En yakın seçenek olan bir hastalık adı bulup, bitkisel ilacını aramaya buluyoruz. İnternetten, sağdan soldan bir ot ismi bulup evde kaynatıp içmeye başlıyoruz. “Fayda etmedi” deyip başka bir ot, başka bir ot derken gerçekten bir organı hasara uğratmayı başarıyoruz. Bir organ hastalanınca vücut bir sistem, diğer organlarda hasara uğramaya başlıyor.

Vücut ölümcül bir sürece girmiş oluyor.

“Bitkiler yararlı değil” demiyorum. Ama içindekileri çok iyi bilmek gerekiyor. Mesela örnekler vereyim; altın başak otu: İçinde bir madde var. Bu madde cox inhibitörü: doğrudan iltihaplanma ve ağrıdan sorumlu bir enzim olan siklooksijenaz-2'yi ( COX-2 ) hedef alan bir tür steroid olmayan anti-inflamatuar. Vücudun Anti-iflamatura gereksinimi yoksa gereksiz yere kalbi yorarsızınız. Kırk kilit otu: İçinde güçlü bir Alfa glukozdoz inhibitörü barındırır. Bu inhibitörü doktorlar enfeksiyona cevap vermeyen bakteriyel enfeksiyonlarda penisiline yardımcı olsun diye kullanırlar. Böyle bir durumunuz yoksa gereksiz yere böbrek ve bağırsakların düzenini bozarsınız. Bu anlattığım şeyler işin çok yüzeysel kısmı. Eğer anlamadıysanız derinlemesine anlatılanları hiç anlamazsınız. Bu örnekler uzar gider. Hem sonuçta bunları kullanıp doktora gittiğiniz zaman tahlillerde doktorları da yanıltmış olursunuz.

Sağlık için gerekli şeyleri yapınız. Bunları zaten biliyorsunuz, üstünden geçmeyeceğim. İdrarınızın rengine dikkat edin. Yürüyüşünüzü yapınız. Yediğinize, içtiğinize, hijyene dikkat ediniz. Sizin vazifeniz bunlar. Çok da ufak şikayetleri kafanızda büyütmeyiniz. Ha buna rağmen psikolojiniz bozuk hala kafaya takıyorsanız. Bir bardak suyu (-ya şafi içimdeki rahatsızlığa git onu iyileştir) deyip içiniz. Tok karnına, günde 3 kere…

Yoksa inanın hastalık hastalığı virüsü, kafanıza bir girdi mi, onu saptayacak ne tahlil var, ne de doktorr. Ama en az kanser kadar, veba kadar tehlikeli bir virüs.

Gerçekten hastalığı olan hastalarımızı konudan ayırıp, Allahtan acil şifalar diliyorum.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI