Melek GİRAY
Osmanlı döneminde, özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde Ramazan adeta bir şenlik havasında geçerdi. Ancak bu şenlik, bugünkü gibi tüketim odaklı değil; paylaşım, sabır ve manevi derinlik üzerine kuruluydu.
Sahurda davulcular mahalle aralarında dolaşır, maniler söylerdi. İnsanlar birbirini tanır, kapılar kilitlenmez, sofralar paylaşılırdı. İftar sofraları sade ama bereketliydi. Bir tas çorba, hurma, pide…
Önemli olan çeşit değil, birlikte olmaktı.
Mahyalar camilerin minareleri arasına asılır, ışıklı yazılarla topluma mesaj verilirdi. Özellikle Sultanahmet Camii ve Süleymaniye Camii gibi selatin camilerde kurulan mahyalar halkın ilgisini çekerdi. Teravih namazları kalabalık cemaatle kılınır, sonrasında sohbetler yapılırdı.
Televizyon yoktu; ama yüz yüze muhabbet vardı.
Çocuklar için Ramazan ayrı bir heyecandı. İlk oruçlarını tutanlara hediyeler verilirdi. Fakirler gözetilir, zekât ve fitre sessizce, incitmeden ulaştırılırdı. Gösteriş değil, gizlilik esastı. Bugün ise Ramazan daha farklı yaşanıyor. Büyük şehirlerde apartman hayatı mahalle kültürünü zayıflattı. Sahur davulcuları hâlâ var ama çoğu zaman bir gelenek olarak, sembolik biçimde sürdürülüyor.
İftar sofraları ise artık sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarla görünür hale geldi. Restoranlarda toplu iftar organizasyonları artarken, evdeki samimi sofralar azaldı. Ramazan programları televizyonlarda ve dijital platformlarda geniş yer buluyor; ancak yüz yüze sohbetlerin yerini ekranlar aldı.
Eskiden mahyalar camilerde ışıldarken, bugün alışveriş merkezleri Ramazan süslemeleriyle dikkat çekiyor. Manevi atmosfer zaman zaman ticari kampanyaların gölgesinde kalabiliyor. Yardımlaşma devam ediyor ama artık çoğu zaman dernekler ve online bağış sistemleri aracılığıyla yapılıyor.
Değişen Nedir, Değişmeyen Nedir?
Zaman değişti, hayat hızlandı, şehirler büyüdü. Ancak Ramazan’ın özü hâlâ aynı: sabır, paylaşma, arınma ve empati. Eskiden imkân azdı ama gönüller yakındı; bugün imkân çok ama zaman dar.
Belki de mesele “eskisi daha güzeldi” demek değil; eski ruhu bugünün şartlarına taşıyabilmekte. Teknolojiye rağmen komşuya bir tabak iftarlık götürmek, kalabalık sofralar yerine anlamlı sofralar kurmak, gösteriş yerine içtenliği seçmek mümkün.
Ramazan, her dönemde insanın kendine dönme ayıdır. Dün kandil ışığında yapılan muhasebe, bugün ekran ışığında yapılıyor olabilir. Ama asıl soru şudur: Kalbimiz ne kadar aydınlık?
Ramazan’ı yeniden anlamlandırmak bizim elimizde. Çünkü âdetler değişir; fakat niyet değişmezse, ruh hep yaşar.nice ramazanlar kalın sağlıcakla…
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|