Nurettin Arslantaş
İnanan mümin, yalnızca diliyle Allah’a iman ettiğini söyleyen değil, lokmasını da imanıyla tartandır.
Çünkü iman, sadece secdede değil; kazançta, ticarette, emanette ve kul hakkından uzak durmakta da kendini gösterir.
Haram lokma boğazdan geçer ama vicdanda bir yük olur.
——
Başkasının hakkını yiyerek kazanılan mal, ne kadar çok olursa olsun bereket getirmez. Asıl mesele sofranın doluluğu değil, lokmanın helalliğidir.
Unutulmasın ki
Haramı işleyen kadar, haksızlığı bildiği hâlde ona göz yuman da kendi vicdanını sorgulamalıdır.
—-
Mümin, menfaatinin değil, hakikatin yanında durandır.
Rabbimiz bizleri haram lokmadan kul hakkından muhafaza eylesin ve haksızlığa karşı sessiz kalanlardan eylemesin.
——
MÜSLÜMAN, KUL HAKKINA GÖZ DİKEMEZ!
Müslüman, kul hakkına el uzatamaz; yetimin hakkını yiyemez, fakirin nasibine göz dikemez. Çünkü bilir ki alın teriyle kazanılmayan, sahibinin rızası olmadan alınan her lokmanın bir hesabı vardır.
Yetimin hakkı emanettir, fakirin hakkı vebaldir, kul hakkı ise öyle bir borçtur ki yalnızca tövbeyle değil, hak sahibine hakkını iade etmekle ödenir.
——
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar.” (Nisâ Suresi, 10. ayet)
Unutmayalım ki namaz kılmak, oruç tutmak, dilde güzel sözler söylemek; başkasının hakkını gasp etmeye mazeret olamaz. İnsan, bir eliyle ibadet ederken diğer eliyle mazlumun hakkını alamaz. Alırsa bunun adı dindarlık değil, kendi nefsini aldatmaktır.
Hele bir de harama el uzatıp bunu bildiği hâlde susan, haksızlığı gördüğü hâlde göz yuman varsa, o da vicdanını hesaba çekmelidir.
Müslümanlığın ölçüsü yalnızca dildeki iman değil, emanete sadakatte, adalette ve mazlumun hakkını korumaktadır.
Çünkü dünya malı dünyada kalır; makam, şöhret ve servet bir gün elden gider. Fakat kul hakkı, hesap günü insanın karşısına çıkar.
——
Haramla zenginleşmek marifet değildir; asıl zenginlik, elinde imkân varken harama el uzatmamaktır.
——
Allah bizleri yetimin ahını almaktan, fakirin hakkını yemekten, mazlumun gözyaşına sebep olmaktan muhafaza eylesin. Bizlere helal lokma, temiz vicdan ve hesap günü yüzümüzü ak edecek bir ömür nasip eylesin.
—-
- Dilde İslam, elde haram; en büyük çelişki budur.
- İslam’ı savunduğunu söyleyip kul hakkı yiyen, sözüyle amelini birbirine düşman etmiştir.
- Secdeyle hırsızlık yan yana durmaz; biri yükseltir, diğeri düşürür.
- İnanç sloganla değil, emanet ve dürüstlükle belli olur.
- Haram lokma ile hakikat davası aynı sofraya oturmaz.
- Dindarlık iddiası kolaydır; zor olan kul hakkından sakınmaktır.
- Bir elinde tesbih, diğer elinde başkasının hakkı varsa, mesele tesbih değil vicdandır.
Selam ve dua ile