Nurettin Arslantaş
Kâbe ile aramdaki bağ, kelimelere sığmayacak kadar derin bir özlemin adıdır. Onu ilk gördüğüm an değil, onu ilk özlediğim gün başladı bu sevda. Çünkü Kâbe, yalnızca taşlardan örülmüş bir bina değildir; gönüllerin yönünü bulduğu, duaların semaya yükseldiği mukaddes bir vuslat kapısıdır.
——
Ne zaman adını duysam kalbimde bir sızı, ne zaman görüntüsünü görsem içimde tarifsiz bir huzur belirir. Kalabalıklar içinde ona doğru yürüyen her adımda, insan dünyadan biraz daha uzaklaşır; Rabbine biraz daha yaklaşır. Kâbe’nin siyah örtüsünde nice hasretler gizlidir, nice gözyaşları secdeye dönüşmüştür.
—-
Ben Kâbe’yi yalnız gözlerimle değil, kalbimle sevdim. Ona bakarken taşını değil, İbrahim’in teslimiyetini, Hacer’in sabrını, Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) izlerini görürüm. Her tavafta dönen beden değil, aslında Rabbine kavuşmayı arzulayan ruhtur.
——
Kâbe benim için bir yön değil; bir özlem, bir muhabbet ve bir duadır. Dünyanın neresinde olursam olayım, kalbimin kıblesi hep ona dönüktür. Çünkü bazı sevgiler anlatılmaz; yaşanır. Kâbe’ye duyulan sevda da işte böyledir: Sessizdir, derindir ve ömür boyu sürer.
——-
Kâbe’ye hürmetim, taşa toprağa duyulan sıradan bir sevgi değildir. O, Rabbimin yeryüzündeki en mübarek nişanesine karşı gönlümde taşıdığım derin bir saygı ve muhabbettir.
Adını duyunca kalbim titrer, görüntüsünü görünce gözlerim nemlenir. Çünkü Kâbe, milyonlarca müminin yöneldiği kıbledir; duaların yükseldiği, gözyaşlarının rahmete karıştığı mukaddes bir makamdır. Ona baktığımda sadece siyah örtüsünü değil, ümmetin birliğini, Hz. İbrahim’in teslimiyetini ve Rabbime olan kulluğumu hatırlarım.
Kâbe’ye duyduğum hürmet, aslında Allah’a olan sevgimin ve bağlılığımın bir yansımasıdır. Her tavaf eden insanın adımlarında bir hasret, her duada bir ümit, her bakışta bir muhabbet görürüm. Bu yüzden gönlüm ne zaman daralsa, ruhumun yönü yine Kâbe’ye döner.
Allah, Kâbe’ye olan hürmetimizi ve muhabbetimizi daim eylesin; bizleri tekrar tekrar o mukaddes beldeye ulaştırsın.
Âmin.