Özkan Öztürk
Değerli okurlar bugünkü köşe yazımda “Beklemek” konusunu kaleme almak istedim… İnsanlar ömürleri boyunca hep bir şeyleri bekler. Kısacası hayatımız beklemekle geçiyor diyebiliriz.
Bir şeyleri elde etmek için beklenir, birine kavuşmak için beklenir, bir yeri görmek için beklenir, düğün günü beklenir, çocuğunun doğumu beklenir, asker yolu beklenir. Kısacası beklenir de beklenir…
Hayat da o nice beklentilerin peşinden koşmak değil midir zaten… Ancak, bunlara kavuşmak değildir sadece güzel olan; bu isteklerin gerçekleşmesini beklemek de güzeldir. Hatta daha güzeldir, daha çekicidir. Zira umut taşır, hayal taşır, heyecan taşır, mutluluk taşır içinde. Beklemenin de farklı duyguları vardır elbette.
Bazen ölümü de bekler insan, bazen de hastaneden artık taburcu olarak evine döneceği günü bekler umutla.
Hayatta beklemeye değer şeyleriniz varsa, beklemekten vazgeçmeyin. Bazen yakıcı, bazen çileli, bazen ikircikli halde umut ile umutsuzluk arasında gider gelir beklemek. Elbette ki beklemeler sabır gerektirir.
Çünkü; yaşamaya değer olanlar, beklemeye değer şeylerdir.
Beklemenin sonunda elimiz boş dönebiliriz, pişmanlık duyabiliriz, umduğumuz gerçekleşmeyebilir, hayal kırıklığı yaşanabilir ve gönüllü bekleyiş heba olmuş bir zamana da dönebilir.
Beklemek insana heyecan ve umut verir çoğu zaman. Bazen yurt dışından ailenin yanına gideceğin o günü beklersin, bazen yıllardır çalıştığın emek verdiğin iş yerinden emekli olacağın günü beklersin. Bazen ilk kez ev sahibi olduğun zaman evine taşınmayı beklersin heyecanla…
Eskiye dönsek biraz mesela sevgiliden alacağı mektubun yolunu beklersin sabırla ve heyecanla, kimi zaman da çocuğunun evleneceği düğün gününü beklersin. Tabi beklemek bazen de çok zor gelir insana. Acı verir beklemek…
Hasta yatağında artık tıbbın çaresiz kaldığı annenin veya babanın, ya da aynı yastığa baş koyduğun eşinin ölüp senden ayrılacağı günü beklersin acı içinde…
Hayatımız beklemekle geçiyor aslında hep... Çocukken büyümeyi bekliyoruz; okula başlayınca mezun olmayı, evlenince çocuğumuzun olmasını bekliyoruz, çocuğumuz olunca bu kez onun büyümesini bekliyoruz. İşe başlayınca emekli olmayı bekliyoruz. Mevsimlerde yazın kışı, kışın yazı bekliyoruz. Gurbetteysek memlekete gitmeyi bekliyoruz, memlekete geldiysek evimize dönmeyi bekliyoruz, hastaysak iyileşmeyi bekliyoruz, sevdiğimiz hastaysa iyileşmesini bekliyoruz. Hayat bir şeyleri bekleyerek geçiyor…
Yazıma size ünlü şair üstat Necip Fazıl Kısakürek’ten bir dörtlük ile veda etmek isterim değerli okurlar.
“Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar...”