Özkan Öztürk
İnsanlar artık sosyal medyada görünmek ve beğeni almak için saatlerce bir restaurant, kafe veya pizzacı kuyruğunda bekliyorlar.
Türkiye’de kuyrukta beklemek yıllardır alışılmış bir durumdur. Normalde ekonomik krizin olduğu ülkemizde bazı insanlar ucuza ekmek, et ve gıda almak için saatlerce kışın soğukta, yazın sıcakta kuyrukta beklerler.
Bir de sırf sosyal medyada fotoğraf paylaşmak için bazı kişiler kimi zaman 6 saat bir restaurant, kafe veya pizzacıda kuyrukta sıra bekliyor.
Bir tabak yemek için saatlerce kuyrukta beklemek… Aslında mesele hiçbir zaman o yemek değildir. Modern insanın en tuhaf alışkanlıklarından biri, bir şeyi değerli kılmak için ona ulaşmayı zorlaştırmasıdır.
Bir köşede yıllardır aynı tarifle yapılan bir çorba, bir gün sosyal medyada “meşhur” ilan edilir ve ertesi sabah kapısında metrelerce kuyruk oluşur.
Aynı tat, aynı malzeme, aynı usta… Değişen tek şey, insanların algısıdır.
Kuyrukta bekleyenlerin çoğu aç değildir.
Meraklıdır. Görülmek ister.
Anlatacak bir hikâye biriktirmek ister.
Çünkü artık yemek yemek bir ihtiyaç değil, bir gösteriye dönüşmüştür. Fotoğrafı çekilmeyen yemek yenmiş sayılmıyor, önünde beklenmeyen mekân keşfedilmiş kabul edilmiyor.
İnsanlar saatlerini veriyor; sırf birkaç lokmayı değil, o lokmanın “hikâyesini” satın almak için. Oysa ironik olan şudur; kuyrukta geçen o saatler, hayatın kendisinden çalınmış zamandır.
Bir tabak yemek beş dakikada biter, ama bekleyiş bazen bir ömür alışkanlığa dönüşür. Belki de mesele damak tadı değildir. Belki mesele, kalabalığın peşinden gitme rahatlığıdır, sürü psikolojisidir.
Çünkü insan, tek başına karar vermektense başkalarının tercihine sığınmayı sever.
Gerçek lezzet çoğu zaman kuyruksuz yerlerde saklıdır. Sessiz lokantalarda, tabelasız esnaf dükkânlarında, anne mutfağında…
Ama onlar trend değildir; paylaşılmaz, konuşulmaz, kalabalık üretmez.
Bu yüzden bazı insanlar saatlerce beklerken aslında yemek için değil, ait olmak için sıraya girer.
Ve belki de asıl soru şudur; biz gerçekten neyin peşindeyiz?
Lezzetin mi, yoksa onaylanmanın mı?
Bakıldığında kimse aç olduğu için beklemiyor. Fotoğraf çekmek, “ben de gittim” demek, kalabalığın parçası olmak için bekliyor. Bir lokma beş dakikada bitiyor, ama o sırada harcanan saatler hayattan gidiyor. Ve zamanın ne kadar değerli olduğu düşünülmüyor bile.
Bir pizza, bir döner veya bir tatlı yemek için bazı insanlar başka şehirlerden gelerek bazen 5-6 saat kuyrukta sıra bekliyorlar. Bir de yokluktan dolayı akşam semt pazarlarının kapanışını bekleyip artık meyve sebze toplayan insanları düşünün. Böyle garip bir toplumuz anlayacağınız.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|