Özkan Öztürk
  12-01-2025 22:36:00

Hayat paylaşınca güzel

Yazımın başlığından da anlayacağınız üzere bugün size paylaşmanın hayatımızdaki önemini anlatmaya çalışacağım.

Değerli okurlar hayat gerçekten paylaşınca daha güzel oluyor.

Sahip olduğumuz hiçbir şey ebediyen bizde kalacak değil.

Ömrümüz tamamlandığında yanımıza bir çöp bile alamayacağız.

O zaman yaşarken paylaşmayı, insanları mutlu etmeyi bilmeliyiz.

Her zaman veren elin iyi olduğunu unutmamalıyız.

Paylaşmanın değerini biliyor olsaydık, günümüzde açlıkla, sefaletle boğuşan kimse olmazdı.

Günümüzde ne yazık ki insanların büyük bir bölümü yoksulluk içinde yaşarken, bir bölümü ise har vurup harman savuruyor, parayı resmen israf ediyor.

Paylaşmak, insanları mutlu eder. İnsanı mutlu etmek ise büyük bir erdemdir.

Yeri gelmişken paylaşmanın önemini anlatan güzel bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

Zamanında babasından kendilerine miras kalan büyük bir tarlada buğday üretimi geçimlerini sağlayan iki kardeş varmış.

Kardeşlerden büyüğü evli ve çocukludur.

Küçüğü ise henüz evlenmemiş, bekar yaşamaktadır.

Daha buğday hasadının ilk senesinde elde edilen buğdaylar ikiye bölüştürülür.

Yarısı büyük kardeşin deposuna, diğer yarısı ise küçük kardeşin deposuna taşınır.

Depodaki buğdayına bakan küçük kardeş, buğdayların ikiye bölünmesinin haksızlık olduğunu düşünür. ‘

’Ben bekar biriyim, çok da ihtiyaç sahibi değilim.

Oysa abim evli ve çocuklu biri.

Onun benden çok daha fazla ihtiyacı var.’’ der.

Sonra kendi buğdayından doldurur çuvallara.

Bir anda anlaşılmasın diye her hafta bir çuval buğdayı abisinin deposuna taşır.

Fakat büyük kardeş de buğdayların ikiye bölünmesinden rahatsızdır.

O da şöyle düşünür: ‘’Ben zaten evliyim, çoluk çocuğum da var, beraber çalışır geçimimizi her türlü sağlarız zaten. Oysa küçük kardeşim henüz bekar. Evlenebilmek, kendisine bir yuva kurabilmek için benden daha fazla paraya ihtiyacı var.’’

Sonra doldurur çuvalları ve aynı şekilde her hafta kardeşinin deposuna bir çuval buğday taşır.

Neredeyse yıl boyunca buğday taşımalarına rağmen depodaki buğdayın eksilmediğini görüp şaşırır her ikisi de...

Bir gün yine birbirinin deposuna buğday taşırken aynı ana denk gelirler ve sırtlarında çuvalları ile karşılaşırlar.

O anda neler olduğunu anlarlar ve birbirine sımsıkı sarılırlar.” İşte, paylaşmak böyle bir şeydir. Siz paylaştığınızda, insanlar da paylaşacaktır sizinle. Paylaşmak da tıpkı sevgi gibi çoğalan bir şeydir.

Biraz geçmişe gidersek şayet eskiden apartmanda oturan biri yemek pişirdiğinde kokusu karşı daireye de gitmiştir diye bir tabağa yaptığı yemekten koyup komşusuna ikram ederdi.

Eskiden insanlar yediklerini ve içtiklerini paylaşırlardı.

Şimdi ise böyle bir şey söz konusu değil.

Lütfen varken elimiz bolken yardıma ihtiyaç olan insanlara yardım edelim.

Ne kadar paylaşırsak Allah bize daha fazlasını verecektir.

Aç olan, sokakta yaşayan çok fazla insan var.

Vermekten korkmayalım. Veren el her zaman üstündür.

Allah herkese paylaşma duygusunu yaşatsın.

Bakın mesela şunu da yapabilirsiniz bir Huzurevini ziyaret edebilir kimsesiz yaşlıları sevindirebilirsiniz alacağınız hediyelerle.

Ya da çocuk esirgeme kurumuna giderek o masum çocukları hediyelerle sevindirebilirsiniz.

Slogan şu olabilir “Mutlu et, mutlu ol”…

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI