Özkan Öztürk
Süper Güç Amerika, en iyi ortağı İsrail ile birlikte 28 Şubat Cumartesi sabahı İran'a saldırarak yine askeri hedefler dışında masum insanları vurarak öldürdü.
Ve olan oldu. Amerika kankası İsrail ile birlikte İran'ı vurmaya başladı. Amerika, tarih boyunca her zaman başka ülkelere demokrasi ve barış getireceğini söyleyerek binlerce masum insanları öldürüp devletleri perişan etmiştir. Yapılan saldırılar sonrası İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney de öldürüldü.
Şöyle dünya haritasına yukarıdan bakıldığında bazı ülkeler sınırlarıyla, bazıları kültürleriyle seçilir. Amerika ise çoğu zaman savaşların başladığı yer olarak göze çarpar. Belki de bu yüzden Amerika’nın gücü tanklarının, uçaklarının ve füzelerinin sayısıyla değil, girdiği savaşların bıraktığı izlerle ölçülür.
Amerika, kendisini uzun yıllar özgürlüklerin savunucusu olarak tanıttı. Demokrasi götürdüğünü söylediği coğrafyalarda ise geriye çoğu zaman yıkılmış şehirler, parçalanmış toplumlar ve travmalar kaldı.
Irak’ta özgürlük vaadiyle açılan kapılar, milyonlarca insan için belirsizliğin kapısı oldu. Afganistan’da teröre karşı verilen mücadele, geride nesiller boyu sürecek yaralar bıraktı.
Elbette her büyük güç gibi Amerika da güvenliğini sağlamak ister. Ancak sorun şu ki, Amerika güvenliğini çoğu zaman kendi sınırlarının binlerce kilometre ötesinde arıyor. Bu da savaşın, savunma olmaktan çıkıp küresel bir müdahale biçimine dönüşmesine neden oluyor.
Savaş Amerika için yalnızca jeopolitik bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir sistemin parçası. Savunma bütçeleri büyüdükçe silah şirketleri kazanıyor, şirketler kazandıkça yeni tehdit söylemleri ortaya çıkıyor. Böylece savaş, bazen bir zorunluluktan çok bir alışkanlığa dönüşüyor.
Ama savaşın en ağır yükünü ne politikacılar ne de şirketler taşır. Savaşın gerçek yükünü, evine dönemeyen askerler, yıkılan şehirlerde büyüyen o masum çocuklar ve televizyon ekranlarından ölüm haberlerini izleyen anneler ile babalar taşır.
Belki de artık dünya şu soruyu daha yüksek sesle sormalı: Bir ülke gerçekten güçlü müdür, yoksa gücünü savaşmadan koruyabildiğinde mi büyük olur?
Çünkü barışı inşa etmek, savaşı kazanmaktan her zaman daha zordur. Ve gerçek liderlik, işte o zoru başarabilmektir.
Tekrar gelelim İran'a. Amerika ve İsrail ortaklığında yapılan saldırılar tüm hızıyla sürüyor. Amaç İran'da rejimi değiştirmek olsa da arka planda petrol ve değerli madenler de var. İran her ne kadar Irak ve Afganistan'a benzemese de Amerika'nın yanında askeri olarak çok zayıf kalıyor.
Amerika'nın savunma bütçesi 1 trilyon dolarken, İran'ın ise sadece 8 milyar dolar. Amerika'nın 13 bin savaş uçağı, İran'ın ise 330 tane savaş uçağı var. Amerika'da 11 tane uçak gemisi var, İran'ın hiç savaş gemisi yok. Amerika Ordusunda 1.3 milyon askere karşılık, İran'ın 630 bin askeri var.
Kısacası rakamlar da iki ülke arasında ne kadar güç farkı olduğunu ortaya koyuyor. Savaş bittikten sonra ne olacak bu da önemli. Amerika kimi getirecek İran'ın başına. Hemen yanımızdaki komşu ülke İran'ı nasıl bir gelecek bekliyor göreceğiz. Umarız bu savaş çok uzun sürmez ve masum çocuklar ve insanlar ölmez.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|