Özkan Öztürk
  24-02-2026 23:21:00

Herşey gelip geçici

Hayatta hiçbir şey kalıcı değil. Herşey gelip geçici. Bitmez dediğiniz dertler biter, geçmez dediğiniz yaralar geçer. Yine kıştan sonra bahar gelir.

Ve şu hayatta sahiplendiğimiz hiçbir şey bize ait değil  aslında. 

İnsan hayatı boyunca en büyük yanılgıyı “sahip olmak” kelimesinde yapıyor.

Evine, işine, eşine, dostuna, arabasına, hatta bazen mutluluğuna bile “benim” diyor.

Oysa hayat, en başından beri bize bunun bir emanet olduğunu fısıldıyor. Çocukluğumuz bile bizim değil mesela… Bir gün geride kalıyor.

Gençliğimiz bizim değil, o da ansızın çekip gidiyor ve yaşlanıyoruz.

Aynaya baktığımızda gördüğümüz yüz bile bize ait kalmıyor; zaman usul usul alıyor onu bizden. İnsanlar deseniz…

Bir gün tanışıyoruz, alışıyoruz, bağlanıyoruz. Sonra bir bakıyoruz, hayat onları başka şehirlere, başka kalplere,
bazen de başka dünyalara götürmüş.

Ne tutabiliyoruz, ne geri çağırabiliyoruz.

O zaman anlıyor insan, bu dünyada sahip değiliz, misafiriz. Belki de hayatın asıl amacı biriktirmek değil, hissetmek.

Bir kahkahayı, bir dost omzunu, bir akşam serinliğini, bir yaz gecesini...

Onlar bizim değil ama bize uğruyorlar.

Kısa süreliğine kalbimize dokunup geçiyorlar hayatımızdan. Ve insan, elindekilerin kalıcı olmadığını kabul ettiğinde daha az korkuyor kaybetmekten.

Daha çok sarılıyor yaşadığı ana. Daha gerçek seviyor, daha içten gülüyor.

Çünkü anlıyor ki hiçbir şey bizim değil…

Ama yaşadığımız her şey bize bir süreliğine verilmiş en kıymetli emanet.

Hayatta hiçbir şey gerçekten bizim değil.

Ne dokunduğumuz eşyalar, ne kurduğumuz düzen, ne de “hep benimle kalır” sandığımız insanlar… Hepsi birer yolcu aslında.

Bizimle aynı istasyonda biraz oyalanan, sonra vakti gelince kendi trenine binen yolcular. “Onsuz yapamam” dediğimiz kişiler, bizden sonra da gülmeye, konuşmaya, yaşamaya devam ediyor.

Ve biz fark ediyoruz ki, kimse kimsenin kaderi değil; sadece yol arkadaşlarıyız.


Zaman en büyük hatırlatıcı… Sevincin de acının da kalıcı olmadığını, bugün sımsıkı tuttuğumuz şeylerin yarın avucumuzdan süzülerek gideceğini sessizce anlatıyor bize.

Şöyle biraz zamanı geriye alalım mesela. Ülkede yakın tarihte ne acılar yaşandı. 6 Şubat Depremi... Bolu Kartalkaya otel yangını faciası... Burada ölenlerin de hayalleri vardı ama hepsi geldi geçti bu dünyadan... 

Şimdi günümüzde maalesef insanlar kullanılıp eşyalar seviliyor. Halbuki eskiden insanlar sevilir, eşyalar kullanılırdı... Son model bir araba veya cep telefonuna verilen değer, maalesef bir insana veya hayvana verilmiyor... Sezen Aksu'nun şarkısında dediği gibi " Geçer, geçer daha öncekiler gibi bu da geçer neler neler geçmediki"...

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI