Özkan Öztürk
  07-12-2024 19:15:00

Nüfus artıyor kıtlık geliyor

Değerli okurlar, bu yazımda sizlere dünyada hızla artan nüfus ve beraberinde doğan sorunları rakamlar ve yapılan bilimsel çalışmalar ile istatistikleri anlatmak istiyorum.

Dünya nüfusu şuanda 8 milyardan fazla ve bu rakam her sene giderek artıyor maalesef. Türkiye’nin şuanda nüfusu 86 milyonken, ülkemizde kayıtlı ve kaçak insanlarla birlikte bu rakamın 100 milyona yakın olduğu tahmin ediliyor. Nüfus artması sonucunda tüketim de beraberinde artıyor. Gıda ve su tüketimi de katlanarak artıyor. Bu arada ülkemizde ise 2001 yılından bu yana doğurganlık oranında bir artış yok. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılı doğum istatistiklerine göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı kayıtlara geçen en düşük seviyeye geriledi. TÜİK'in verilerine göre 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, yani bir kadının yaşamı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısı, 2023 yılında 1,51’e düştü. Bir ülkede nüfusun azalma eğilimine girme eşiği, yani yenilenme düzeyi ise 2,1. Türkiye'de doğurganlık hızı 2016'dan bu yana yenilenme düzeyinin altında seyrediyor. TÜİK verilerine bakıldığında 2001 yılından bu yana doğurganlık hızında artış kaydedilen bir yıl yok.

Bütün canlıların ortak özelliklerinden birisi de üreyebilmeleridir. İnsan, canlıların en az üreyenlerinden birisi olmasına rağmen, dünya nüfus artışı günümüzün önemli sorunlarından biridir.

Dünyanın nüfuslanma süreci, insanın yerleşik hayata geçtiği Neolitik Dönemle başlar. Daha sonraki dönemlerde insanın meydana getirdiği teknolojik gelişmeler sayesinde hem insanın ortalama ömrü uzamış, hem de nüfus artışı hızlanmıştır.

Günümüzden 10-12 bin yıl önce 80 milyon civarında olan dünya nüfusu 1650 lerde 500 milyona ulaşmıştır. Son 350 yılda ise, 500 milyondan 6 milyara yükselmiştir ve her yıl yaklaşık 97 milyon insan katılmaktadır.

Günümüzde dünya nüfusunun ortalama artış hızı %1,7'dir. Gelecekte aynı hızla artmaya devam ederse, yaklaşık 41 yıl sonra dünya nüfusu ikiye katlanacaktır.

ABD'li uzmanlar 2075 yılında dünya nüfusunun 30 milyara yükseleceğini tahmin ediyorlar.

Hızlı nüfus artışı, gelişmekte olan ülkelerde kaynakların yetmemesine, kalkınma hızlarının yavaşlamasına, ekonomik ve sosyal sorunların artmasına neden olmaktadır.

Gelişmiş ülkeler ise, bu artışın dünyanın sosyo-ekonomik dengelerini ve istikrarını bozabileceği endişesini taşımaktadırlar. Hızla artan dünya nüfusu kronikleşmiş bir dizi sorunları da tetiklemektedir.

Hızlı nüfus artışı sonucunda göç, iklim değişikliği, terörizm, yoksulluk ve nükleer rekabet ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya çıkan sorunlardan bazılarıdır.

15 Kasım 2022'de dünya nüfusu 8 milyara ulaştı ve bu insan gelişiminde bir dönüm noktası oldu.

Dünya nüfusunun 7 milyardan 8 milyara çıkması 12 yıl sürerken, 9 milyara ulaşması yaklaşık 15 yıl, yani 2037'ye kadar sürecek.

En yüksek doğurganlık seviyelerine sahip ülkeler, kişi başına düşen geliri en düşük olan ülkeler olma eğilimindedir.

Çin (1,4 milyar) ve Hindistan (1,4 milyar), her ikisi de 1 milyardan fazla insanla dünyanın en kalabalık iki ülkesi olmaya devam ediyor ve her biri sırasıyla dünya nüfusunun yaklaşık %18'ini temsil ediyor.

Türkiye'nin gerçek yüzölçümü 814.578 km2 dir. Şimdi şöyle basit düşünecek olursak toprak alanımız değişmiyor fakat yaşayan insan nüfusu sürekli artıyor.

Bunun sonucunda da daha fazla gıda ve su tüketimi oluyor.

Eskiden tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri olan Türkiye’yi ileride zor günler bekliyor.

Su zengini bir ülke olmamamıza karşın çok fazla su israfı yaparak yarınlarımızı tehlikeye atıyoruz.

O yüzden suyumuzu israf etmemeli ve idareli kullanmalıyız.

Tarımda ve sanayide kullanılan su tüketimini minimuma indirmenin yollarını bulmalıyız. Küresel iklim krizi sonrasında kış mevsimlerinde kar ve yağmur yağışları da oldukça azalırken, topraklarımız da kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

O yüzden de tarıma daha çok önem vermeli, teknoloji ve bilimi en iyi şekilde kullanmalıyız.

Daha çok nüfus demek daha çok tüketmek anlamına gelir.

O yüzden de bilim insanları gelecekte gıda ve su kıtlığı ile karşılaşmamak için sürekli araştırmalar yapıyorlar.

Şunu unutmayalım hiçbir şey sonsuz değil. Her şey bir gün bitecek.

Çocuklarımıza ve gençlere israfın çok kötü bir şey olduğunu öğretmek çok önemli.

Bir düşünün her gün çöpe kaç ton ekmek ve yemek atılıyor.

O yüzden bu tüketim çılgınlığını bir an önce bırakmalıyız.

Herkesi sağ duyulu olmaya ve israftan kaçınmaya davet ediyorum:

Yoksa bu günleri çok arayacağız.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI