Özkan Öztürk
2026 senesinin sonlarına doğru yaklaşırken ülkemizde ve dünyada yaşanan İklim krizi ve küresel ısınma büyük dikkat çekiyor...
Her sene yaz mevsimi geldiğinde aynı cümleyi kuruyoruz:"Bu kadar sıcağı hiç görmemiştik."...
Her sel felaketinden sonra aynı şaşkınlık...
"Nasıl oldu da bu kadar su geldi?"
Her orman yangınından sonra aynı üzüntü...
"Ciğerlerimiz yandı."
Peki, gerçekten şaşırıyor muyuz? Yoksa yıllardır göz göre göre gelen felaketlere sadece seyirci mi kalıyoruz?
İnsan, elindeki baltayla önce ağacı kesti. Sonra gölgesini kaybettiği için güneşi suçladı...
Nehirleri, dereleri ve gölleri kirletti, denizleri plastikle doldurdu, toprağı betonla örttü... Ardından kuraklıktan yakındı insan...
Suçlu hep başkasıydı; bir tek aynaya bakmaya cesaret edemedik...
İlk kez Bursa gibi yeraltı kaynağı zengin olan bir şehirde geçtiğimiz sene yaz ayında barajlardaki doluluk oranı azaldığı için düzenli olarak su kesintileri oldu...
Bugün iklim değişikliğinden söz ediyoruz. Oysa değişen yalnızca iklim değil. Asıl değişen insanın karakteri, vicdanı ve doymaz hırsıdır...
Daha fazla kazanmak için daha çok tükettik... Daha büyük şehirler kurarken daha küçük vicdanlara sahip olduk...
Bir ağacın onlarca yılda büyüdüğünü unuttuk; onu birkaç dakikada devirmeyi "kalkınma" sandık...
Doğa intikam almaz. Doğa sadece hesabı gecikmeli keser insana...
Kestiğiniz orman, yıllar sonra sel olarak döner... Kirlettiğiniz hava, soluduğunuz nefes olur...
İsraf ettiğiniz su, bir gün evinizdeki musluktan akmaz olur...
Bugün çocuklarımız yağmurun kokusunu değil, asfaltın sıcaklığını tanıyor...
Kuş seslerinden çok siren sesleri duyuyor... Gökyüzüne bakınca yıldızları değil, gri dumanı görüyor...
Bize bırakılan dünya kusursuz değildi; ama yaşanabilirdi en azından...
Biz ise gelecek nesillere daha zengin bir dünya değil, daha yorgun bir dünya bırakıyoruz.
Unutmayalım...
İnsan doğayı yok ederken aslında kendi geleceğini yok ediyor. Çünkü toprağın nefesi kesildiğinde, insanın da nefesi uzun sürmez...
Dört mevsim yaşanan ülkemizde şimdi sonbahar ve ilkbahar mevsimleri artık yok...
Kış ve yaz mevsimi var artık...
Eskiden evlerde klima yoktu şimdi ise neredeyse klimasız ev yok...
Yüksek rezidans binalar yapılıyor, köyler imara açılıyor ve yeşillik katlediliyor...
Sokağa bir çıkıyorsunuz her yer beton...
Sokaklarda ağaç gölgesi bulmak neredeyse imkansız gibi...
Belki de artık iklim zirvelerinden, uluslararası toplantılardan ve uzun raporlardan önce vicdanlarımızı toplamalıyız...
Çünkü çevreyi kirleten elleri durduracak olan teknoloji değil, ahlaktır.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Dünya gerçekten ısınıyor mu, yoksa insanın vicdanı mı soğuyor?
Çünkü doğa, kendisine yapılanı unutmaz. Ve unutulmaması gereken bir gerçek daha var:
İnsan doğayı korumazsa, bir gün doğa da insanı koruyamaz...