Özkan Öztürk
Hayat boyunca büyüklerimiz bize hep iyi insan olmayı öğrettiler. Kırmamayı, üzmemeyi, anlayışlı olmayı…
Herkesin derdine yetişmeyi, herkesin yükünü omuzlamayı…
Ama kimse bize “Kendini de koru” demeyi yeterince öğretmedi...
Oysa insanın kendisine çizeceği en önemli çizgilerden biridir sınır...
Sınır koymak bencillik değildir aslında. Sevmemek hiç değildir. Tam tersine, insanın kendisine duyduğu saygının sessiz bir ifadesidir.
Bazen karşınızdaki kişiye “Hayır” demek gerekir...
Bazen telefonu açmamak, bir davete gitmemek, bazen bir yemeğe veya sinemaya gitmemek, bir tartışmanın içine girmemek gerekir...
Bazen de yıllardır hayatımızda olan bir insana, “Buraya kadar bitti artık” diyebilmek…
Çünkü bazı insanlar sizin iyi niyetinizi sevgi sanmaz; sınırsız bir hak olarak görür.
Ne kadar verirseniz daha fazlasını isterler. Ne kadar susarsanız, suskunluğunuzu onay kabul ederler...
Ne kadar anlayış gösterirseniz, sizi o kadar kolay incitebileceklerini düşünürler...
Sonra bir gün yorulursunuz...
Kimse fark etmez belki ama içinizde bir kapı kapanır...
İşte o kapı, kırgınlıktan değil; yıllarca ertelenmiş özsaygıdan kapanır...
Mesela birinin peşinden ne kadar çok koşarsanız o kişi sizden o kadar çok uzaklaşır...
Size bir adım atmayana siz asla koşarak gitmeyin...
Çünkü insanı yoran sevgisizlik değil sınır koyamadığın yerlerde tükenmesidir...
Sınır koymak bazen insan kaybettirir...
Ama kendinizi kaybetmekten daha büyük bir kayıp yoktur aslında...
Artık şunu öğrenmeliyiz:
Herkesi mutlu etmek bizim görevimiz değil...
Herkesin yükünü taşımak zorunda değiliz...
Her haksızlığa cevap vermek, her kırgınlığı düzeltmek, her insanı hayatımızda tutmak zorunda değiliz.
Her zaman hayat denge ile almak ve vermek üzerine kuruludur...
Ne alırsanız onu verirsiniz... Dengeyi çok iyi kurmamız lazım...
Unutmayın bu hayatta her şeyin fazlası zehirdir...