beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Özkan Öztürk
  01-09-2026 11:35:00

Batan gemi değil, ihmal ve vicdan da battı...

Girne'de bir ihmal ve vicdansızlık yüzünden gemi batarken, ölen 8 kişi ve kayıp 18 insan yüzünden yine kafalarda aynı soru "İnsan hayatı bu kadar mı değersiz?"...
Bir gemi alabora oldu…
Ama aslında sadece bir gemi batmadı.
Sekiz insanın hayatı karanlık sulara gömüldü. On sekiz insanın akıbeti hâlâ bilinmiyor. Geride ise evlatlarını, eşlerini, anne babalarını bekleyen insanlar kaldı...

Ve şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Bu bir kaza mıydı, yoksa göz göre göre gelen bir felaket mi?
Çünkü bazı felaketlerin adı “kaza” olur ama hikâyesinin içinde ihmal vardır...

Henüz soruşturma tamamlanmadı. Hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak ortaya atılan iddialar bile insanın içini ürpertiyor...
 Geminin güvenliği, yolcuların korunması, can yelekleri, kapılar, hava ve deniz koşulları, geminin teknik durumu…
Bütün bunların cevabı verilmek zorunda.
Çünkü insan hayatı, “nasıl olsa bir şey olmaz” anlayışının deneme tahtası değildir...

Bir gemiye 267 insan biniyorsa, o gemi artık sadece bir ulaşım aracı değildir.
O gemi, 267 canın emanetidir.
Ve emanetin sorumluluğu vardır.
Bir kapının kilitli olması gerekiyorsa kilitli olmalıdır.
 Bir can yeleği eksikse o sefer yapılmamalıdır.
 Bir geminin teknik durumu şüpheliyse denize açılmamalıdır.
 Hava koşulları tehlikeliyse “bir şey olmaz” denilmemelidir.
Çünkü denizde yapılan küçük bir ihmal, karada yapılan küçük bir ihmal değildir.
Denizde ihmalin bedeli bazen bir insanın hayatıdır.
İşte bunun için bu facianın üzeri “talihsizlik” kelimesiyle örtülmemelidir.
Biz toplum olarak en büyük hatayı burada yapıyoruz.
Bir felaket olduğunda önce üzülüyoruz.
Sonra başsağlığı diliyoruz.
Sonra birkaç gün konuşuyoruz.
Sonra gündem değişiyor.
Ve birkaç ay sonra aynı ihmali başka bir yerde yeniden görüyoruz.
Ta ki yeni bir felaket yaşanana kadar…
Oysa bazı acılar unutulmak için değil, ders alınmak için yaşanır.
Girne açıklarında yaşanan bu faciada şimdi sadece kayıplar aranmamalı.
Sorumluluk da aranmalı.
Kim denetledi?
Kim izin verdi?
Kim “uygun” dedi?
Kim eksikleri görmedi?
Kim gördüğü halde sustu?
Kim “bir şey olmaz” dedi?
Ve en önemlisi…
Eğer bir ihmal varsa, o ihmalin hesabını kim verecek?

Çünkü adalet yalnızca suçluyu bulmak değildir.
Adalet, aynı ihmali yarın başka insanların yaşamaması için sistemi değiştirmektir. Suçluları en ağır şekilde cezalandırmaktır...

Bugün sekiz kişinin ardından gözyaşı dökülüyor.
On sekiz aile ise hâlâ umutla bir haber bekliyor.
O ailelerin acısını hiçbir cümle hafifletemez.
Ama onların acısına verilebilecek en büyük saygı, bu facianın bütün yönleriyle aydınlatılmasıdır.
Kimse korunmamalı.

Kimse günah keçisi yapılmamalı.
Kimse de makamına, görevine, parasına veya gücüne güvenerek sorumluluktan kaçamamalı.
Çünkü denizin altında sadece insanların bedenleri değil, ihmal varsa onun delilleri de yatıyor.
Ve şimdi görev, o denizin dibine kadar inmektir.
Gerçeğin peşinden gitmektir.
Bu facianın gerçek sebebi neyse ortaya çıkarılmalıdır.
Eğer hata varsa hata denmelidir.
Eğer ihmal varsa ihmal denmelidir.
Eğer sorumluluk varsa sorumlusu kimse hesap vermelidir.
Çünkü insan hayatının bedeli, birkaç gün süren haber bülteni değildir.
Bir canın karşılığı, bir özrün cümlesiyle ödenmez.
Sekiz insanın ardından “başımız sağ olsun” demek yetmez.
On sekiz insanın ailesine “arama çalışmaları sürüyor” demek yetmez.
Asıl görev, bir daha hiçbir ailenin aynı cümleyi duymamasını sağlamaktır.
Unutmayalım:
Felaketler bazen denizden gelir.
Ama bazı felaketlerin dalgası, ihmalkârlıktan yükselir.
Ve ihmalin olduğu yerde yalnızca gemiler batmaz…
Vicdanlar da batar.

Ve Türkiye’de ölmek kolay, yaşamak zordur...
Kış mevsiminde kar tatiline gidersiniz otel yanar, insanlar ölür...
Gemi yolculuğu yaparsınız gemi batar insanlar ölür...
Sabah evden çıkarsınız işe gidersiniz fabrikada veya madende patlama olur ölürsünüz...
Emek vererek yıllarca yaptığınız birikim ile ev sahibi olursunuz bir deprem olur yuvanız mezarınız olur...
Sokakta yürürken başınıza bir saksı düşer, elektrik çarpar, eski bina üzerinize çöker ve yine ölürsünüz...
Kumpir yersiniz virüs bulaşır, kahve içersiniz zehirlenirsiniz...
Kısacası bu ülkede ölmek kolaydır ama yaşamak çok zordur...

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI