beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Özkan Öztürk
  23-09-2026 10:29:00

Pause tuşu

Hayatın bir pause tuşu olsaydı, basar mıydın?
Belki de hiç düşünmeden…

Çünkü hepimiz yorulduk.
Koşmaktan, yetişmekten, birilerine kendimizi anlatmaya çalışmaktan, anlaşılmamaktan, sürekli güçlü görünmek zorunda kalmaktan…
Hayat bize “Dur” demeyi unutturdu...

Sabah gözümüzü açıyoruz; telefon, mesajlar, işler, hesaplar, sorumluluklar…
Gece gözümüzü kapatıyoruz ama zihnimiz hâlâ çalışıyor.
Beden yatağa giriyor, ruh hâlâ ayakta kalıyor.
Oysa bazen insanın ihtiyacı daha fazla para, daha büyük bir ev, daha iyi bir araba ya da daha yüksek bir makam değildir.
Bazen insanın ihtiyacı sadece biraz durmaktır. Yavaşlamaktır. 

Kimseye cevap vermeden…
Kimseyi memnun etmeye çalışmadan…
Geçmişi kurcalamadan…
Gelecekten korkmadan…
Sadece kendisiyle baş başa kalabilmek.

Keşke hayatın kumandasında gerçekten bir pause tuşu olsaydı. Durdurabilseydik zamanı bir süreliğine ...
Çocuklarımız büyürken basabilseydik.
Anne babamız yaşlanırken basabilseydik.
Sevdiklerimiz yanımızdayken basabilseydik.
Bir sofrada herkesin telefonu bir kenara bırakıp birbirinin yüzüne baktığı o anı biraz daha uzatabilseydik.

Eskiden tabi böyle değildi hayat...
İnternet, cep telefonu, sosyal medya yoktu...
Hayatın en büyük acısı, geçip giden zamanın geri gelmemesidir.
Bir gün fark ediyoruz ki çocuklarımız büyümüş.
Anne babamızın saçları beyazlamış ve yaşlanmışlar...
Dostlarımızın sayısı giderek azalmış.
Bazı insanlar artık hayatımızda değil.
Ve biz hâlâ “Biraz daha zamanım olsun, sonra yaşarım” diye bekliyoruz. Erteliyoruz hayatı...
Oysa hayat beklemiyor.
Hayat, bizim hazır olmamızı beklemeden geçiyor.
Belki de en büyük yanılgımız şu:
Mutluluğu hep geleceğe erteliyoruz.
“Şu işi bitireyim…”
“Şu borcu kapatayım…”
“Şu arabayı alayım…”
“Çocuklar büyüsün…”
“Emekli olayım…”
“Biraz daha para biriktireyim…”
Sonra bir bakıyoruz;
Hayat bitmiş, biz hâlâ hazırlık yapıyoruz.
Bu yüzden bazen pause tuşuna basmak gerekir.
Bir kahveyi acele etmeden içmek için…
Bir yemeği tadını çıkararak keyifle yemek için...
Bir dostun sesini gerçekten dinlemek için…
Eşimizin gözlerine bakıp “Nasılsın?” diye sormak için…
Bir çocuğun anlattığı küçücük bir hikâyeyi önemsemek için…
Ve en önemlisi, kendimize dönüp sormak için:
“Ben gerçekten nasıl yaşıyorum?”
Çünkü insan bazen hayatın içinde değil, hayatın telaşının içinde kayboluyor.
Hep bir yerlere yetişiyoruz ama kendimize yetişemiyoruz.
Kendimize asla zaman ayıramıyoruz...
Oysa ki hayat çok kısa... Bir varız, bir yokuz...
Hep başkalarının ihtiyaçlarını düşünüyoruz ama kendi kalbimizin sesini duymuyoruz.
Belki de bugün yapmamız gereken tek şey biraz durmak.
Telefonu sessize almak.
Kapıyı kapatmak.
Derin bir nefes almak.
Ve hayatın karşısında ilk kez hiçbir şey yapmadan durabilmek.
Çünkü durmak yenilmek değildir.
Bazen durmak, kendini yeniden bulmaktır.
Hayatın bir pause tuşu yok.
Ama insanın kendi hayatında bir “dur” deme hakkı var.
Ve belki de bugün o tuşa basmanın tam zamanıdır.
Çünkü bazı şeyleri yarına bırakamayız.
Sevdiklerimizi, sağlığımızı, huzurumuzu ve hayatı…
Zaman geçiyor.
Ve zamanın geri alma tuşu yok.
Sadece pause var.
Ona da insan kendi içinde basıyor.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI