Özkan Öztürk
  13-02-2026 07:46:00

İnsan olabilmek

Kendi halkımız adına konuşmak gerekirse ne yazık ki geldiğimiz noktada insan olabilmeyi unuttuk...  Biz böyle düşüncesiz, saygısız, sevgisiz, yalancı, merhametsiz, vicdansız, sürekli öfkeli bir toplum değildik. Ancak, ne yazık ki artık insan olmayı unuttuk. Ne vicdan kaldı, ne sevgi ne de kibarlık...

İnsan olmak kolaydır; insan olabilmek zordur. Nefes almak, yürümek, konuşmak bizi insan yapar. Ama merhamet etmek, saygı göstermek, adil olmak, başkasının acısını kendi içimizde hissedebilmek… İşte bunlar insan olabilmektir.

İnsan olabilmek, gücün varken incitmemektir. Haklıyken bağırmamaktır.
Kırıldığında kırmamaktır.
Kalabalıkların içinde yalnızca kendini düşünmemektir insanlık.  Bencil olmamaktır. Bir çocuğun gözündeki korkuyu fark edebilmek, bir yaşlının yavaş adımlarına sabır gösterebilmek, bir hayvanın susuzluğunu ve açlığını dert edinebilmektir. 

İnsan olabilmek; “Bana ne?” dememeyi öğrenmektir. Bazen bir özürdür insanlık.
Bazen bir teşekkür. Bazen de sessizce yanında durmaktır birinin.

İnsan olabilmek, çıkarın ve menfaatin değil vicdanın ve kalbinin sesini dinlemektir. Herkesin baktığı yerden değil, kimsenin bakmadığı yerden bakabilmektir hayata ve olaylara. Haksızlık karşısında susmamaktır. Doğruyu savunurken yalnız kalmayı göze alabilmektir.

En zor zamanlarda belli olur insanlık.
Krizde, öfkede, kayıpta… Çünkü insan olabilmek, şartlar güzelse iyi olmak değil; şartlar kötüyken de iyi kalabilmektir.

Ve belki de en önemlisi;
İnsan olabilmek, kendini sürekli sorgulayabilmektir. “Ben doğru mu yaptım?” diye sorabilmek kendimize.
Egonun değil, kalbin rehberliğinde yürüyebilmek.

Dünya daha hızlı, daha sert, daha bencil bir yere dönüşürken; insan kalabilmek en büyük direniştir şuanda aslında. Çünkü insan olmak doğuştan gelir, ama insan olabilmek bir tercihtir. Her gün yeniden yapılan bir tercih… Ve belki de hayatın en kıymetli sınavı insan olabilmektir.

Peki biz bir insanda şu anda neye önem veriyoruz ve nasıl değerlendiriyoruz. Karşımızdaki kişinin ne iş yaptığı, ne kadar parası kazandığı, nasıl bir arabaya bindiği, nasıl bir evde oturduğu, markalı kıyafetler giyiniyor mu bunlara bakıyoruz. 

Karşımızdaki insanın kibar oluşu, saygılı oluşu, karakterli oluşu, merhamet ve vicdan sahibi oluşu maalesef çok önemli kriterler değil şimdi. Parası var mı bu daha önemli. Parayı nasıl kazandığı dahi önemli değil. 

Halbuki eskiden böyle değildik. Eskiden televizyon karıncalı, ama insanlar netti. Dertlinin derdi, dertsize dertti. Mal ve mülk ile övünmek ayıptı. Zenginden daha çok gülerdi fakirler. Herkeste Allah korkusu vardı. 

Peki şimdi ne var ? Ahlaki çöküş, sosyal çürüme, görgüsüzlük, şiddet, gösteriş, israf var. Umarım toplumumuz geldiği bu durumdan çabuk çıkıp eskiye özüne döner. Böyle devam edersek eskiyi daha çok özleriz.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI