Özkan Öztürk
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü tüm dünyada çeşitli organizasyonlar ile kutlanıyor. Fakat, ülkemizde kadın olmak gerçekten çok zor...
Çalışan bir kadın düşünün... Her sabah evinden çıkıp mesaiye gider. İşten çıkıp evine geri döner... Yemek yapar, bulaşık yıkar, çocuğuyla ilgilenir, ev işleri ile ilgilenir... Kadının işi kısaca hiç bitmez...
Her yıl 8 Mart geldiğinde sosyal medya mesajlarla dolar, çiçekler ve hediyeler alınır, güzel sözler söylenir. “Kadınlar baş tacımızdır”, “Kadınlar hayatın anlamıdır” gibi cümleler havada uçuşur. Fakat 9 Mart sabahı geldiğinde Türkiye’de kadınların gerçeği çoğu zaman yine aynı kalır.
Çünkü Türkiye’de kadın olmak, çoğu zaman sadece yaşamak değil; aynı zamanda sürekli mücadele etmektir.
Sokakta yürürken tedirgin olmak, tacize ve cinsel istismara uğramak, gece eve dönerken defalarca arkaya bakmak, iş hayatında aynı işi yapmasına rağmen daha az değer görmek…
Türkiye’de birçok kadın için bunlar sıradan deneyimlerdir. Bir kadının ne giyeceği, kaçta dışarı çıkacağı, nasıl konuşacağı hâlâ toplumun bir kesimi tarafından tartışma konusu yapılabiliyor maalesef.
Oysa bir toplumun gelişmişliği; binaların yüksekliğiyle, yolların genişliğiyle değil, kadınların ne kadar özgür yaşayabildiğiyle ölçülür...
Türkiye’de kadınlar tarih boyunca büyük mücadeleler verdi. Eğitim hakkı için, çalışma hakkı için, eşitlik için, şiddet görmemek için…
Cumhuriyet’in ilk yıllarında elde edilen haklar, birçok ülkeye göre oldukça ilerici adımlardı. Ancak aradan geçen yıllar gösterdi ki hakların sadece verilmesi yetmiyor; korunması ve toplumsal kültürde yerleşmesi de gerekiyor.
Bugün Türkiye’de milyonlarca kadın hayatın her alanında başarı hikâyeleri yazıyor. Bilimde, sanatta, sporda, siyasette, iş dünyasında…
Ama aynı zamanda her gün bir başka kadın şiddetin, ayrımcılığın ya da görünmez engellerin yükünü taşıyor. Ve neredeyse her gün televizyon ekranlarında bir kadın cinayeti haberi izliyoruz...
Son yıllarda kadın cinayetleri oldukça fazla arttı...
Sevgilisini, eşini, annesini, nişanlısını ve kardeşini öldüren caniler çoğaldı...
Bu yüzden 8 Mart yalnızca bir kutlama günü değildir. Bir yüzleşme günüdür. Toplum olarak kendimize şu soruyu sormamız gereken bir gündür:
Kadınlara gerçekten eşit ve güvenli bir hayat sunabiliyor muyuz?
Eğer bu sorunun cevabı hâlâ tam anlamıyla “evet” değilse, 8 Mart’ı sadece çiçeklerle ve basit hediyelerle geçiştirmek yeterli değildir.
Gerçek değişim, kadınların sadece bir gün hatırlandığı değil; her gün eşit, özgür ve güven içinde yaşadığı bir toplum kurulduğunda başlayacaktır.
Belki o zaman 8 Mart gerçekten bir kutlama günü olabilir.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|