Özkan Öztürk
  28-01-2026 21:35:00

Yaranamazsınız

Günümüzde ne yazık ki artık insanları memnun etmek çok zorlaşırken, eleştirmek ve kırmak ise çok kolay bir hale geldi. 

Artık insanlar çok memnuniyetsiz ve mutsuz.  Hayatta bir noktadan sonra fark ediyorsunuz ki ne yaparsanız yapın olmuyor. Sustukça suçlusunuz, konuştukça fazla. Geri çekilseniz ilgisiz, öne çıksanız kibirli. Yardım etseniz niyetiniz sorgulanıyor, etmeseniz vicdansız ilan ediliyorsunuz. 

Ölçü yok, denge yok. Sadece bitmeyen bir memnuniyetsizlik. Bugün alkışlanan şey, yarın yüzünüze çarpılıyor. Dün “kendin ol” diyenler, bugün “çok değiştin” diyor. Aslında değişen siz değilsiniz; beklentiler. Daha doğrusu, kimsenin tam olarak ne beklediğini ve ne istediğini bilmemesi. Bir süre sonra insan kendini düzeltmeye çalışmaktan vazgeçiyor. Çünkü mesele sizin ne yaptığınız değil, karşı tarafın ne görmek istediği. 

Ve çoğu zaman görmek istedikleri şey siz değilsiniz. Kendi hayal kırıklıklarının, bastırılmış öfkelerinin, yarım kalmış hayatlarının bir hedefi arıyorlar. Siz oradaysanız, tamamdır. Bu durumda en büyük hata, herkesi memnun etmeye çalışmak. 

Çünkü bu yolun sonu yok. Her adımda biraz daha eksiliyorsunuz. Sesiniz kısılıyor, sınırlarınız siliniyor, “ben” dediğiniz yer küçülüyor. Ve yine de kimseye yaranamıyorsunuz. Belki de yapılması gereken şey çok daha basit ama çok daha zor yaranmaya çalışmamak. 

Gelelim eleştiri konusuna. Toplumda herkes herkesi eleştirir hale geldi. Ve insanlar karşısındaki kişiyi eleştirirken kalbini kırıyor maalesef. Örneğin çok çalışırsanız hırslı ve işkolik diye eleştirirler. Az çalışırsanız tembel ve vizyonsuz derler, zayıflarsanız hasta mı acaba derler, kilo alırsanız bakımsız derler, hakkınızı ve fikrinizi savunursanız kavgacı, susarsanız pısırık derler, az arkadaş sahibiyseniz asosyal, çok arkadaşınız olsa yapmacık derler. Derler de derler sonu bitmez. 

Eleştirmek garip bir güçtür. Söyleniş biçimine göre ya bir insanı büyütür ya da küçültür. Çoğu zaman ikincisini seçeriz. Çünkü eleştirmek, anlamaya çalışmaktan daha kolaydır; dinlemekten, durup düşünmekten, empati kurmaktan daha hızlıdır.

Aslında gerçek eleştiri incelik ister. Cesaret ister. Karşındakini kırmamayı değil, gerçekten görmeyi göze almayı ister. Yapıcı eleştiri, yıkmaz; yer açar. İnsanı savunmaya geçirmez, düşünmeye davet eder. Ama bunun için eleştirenin de kendine dönüp bakması gerekir. 

En zor kısmı da budur. Belki de bu yüzden eleştirmeyi bu kadar seviyoruz. Çünkü başkasına bakarken kendimizden kaçabiliyoruz. Kendi eksiklerimizle yüzleşmek yerine, başkasının hatalarını saymak daha güvenli geliyor. Yani kısacası eleştirmek yerine daha yapıcı bir şekilde yaklaşmak hepimiz için bence daha doğru olacaktır. Sonuçta hepimiz insanız ve hepimizin eksikleri var. Önemli olan karşımızdaki kişiyi kırmamak.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI