Özkan Öztürk
Değerli okurlar, 2024 senesinin sonlarına doğru yaklaştık ve 2025 senesine girmemize sayılı günler kaldı artık. Size bu yazımda zamanın insan için ne kadar değerli olduğunu anlatmak istiyorum.
Yaşı biraz ileri olanlar 2000 senesini iyi hatırlar.
1999’dan yeni yıla 2000 senesine girerken o yeni yıla “Milenyum” adı verilmişti. Ama 2000 senesini geride bırakalı tam 24 sene oldu. Zaman o kadar hızlı ilerliyor ki nasıl geçiyor hayat hiçbirimiz anlamıyor.
Bir yılı daha geride bırakmaya çok az kaldı. Her geçen sene ölüme bir adım daha yaklaşıyoruz ve sanki hiç ölmeyecek gibi yaşayıp zamanı bozuk para gibi harcıyoruz. Halbuki hayatta satın alamayacağımız en önemli şey “Zaman”...
Şöyle bir düşünürsek insanın ortalama yaşam süresi 75-80 sene. Yani ömür uzun gibi gözükse de aslında çok kısa.
40 yaşından sonra zamanın daha hızlı geçtiğini yaşayanlar çok iyi bilir.
Peki zamanı çok iyi kullanmasını biliyor muyuz?
Bence hayır.
Dünyada her saniye kaç tane bebek dünyaya geliyor ve kaç insan ölüyor.
Çalışan insanları baz alırsak iş dışında geride kalan zamanı nasıl değerlendiriyoruz.
Mesela kitap okumayı baz alalım.
Türkiye'de yüzde kaçımız kitap okuyor biliyor musunuz?
Japonya'da toplumun yüzde 14′ü, Amerika'da yüzde 12′si, İngiltere ve Fransa'da yüzde 21′i düzenli kitap okurken, Türkiye'de yalnızca 10 binde 1 kişi kitap okuyor.
Peki okuma dışında kaç kişi işten kalan zamanda spor yapıyor veya herhangi bir hobi ile uğraşıyor.
Veya bir müzik enstrümanı çalıyor, bir sanat dalı ile uğraşıyor.
Gelişmiş ülkelerde insanlar zamanı çok iyi kullanmayı becerebiliyor. Bizim gibi gelişmekte olan toplumlarda ise özellikle sosyal medyada ve televizyon karşısında geçirilen süre hiç de az değil.
Türkiye'de internette geçirilen zamanın günlük yaklaşık 7 saat olduğu, sosyal medya platformlarındaki aktif hesap sayısının ise 303 milyon 97 bin olduğu açıklandı. Zamanı kısaca çok hunharca harcıyoruz. Şimdi orta yaşlı insanlara sorsak hepsi de 20 veya 25 sene öncesine geri gitmek ister eminim. Ancak zamanı geri alma şansımız maalesef yok. O yüzden bu kadar değerli olan zamanımızı boş geçirmeyelim.
Zaman ile ilgili örnek verecek olursak şayet bir senenin kıymetini sınıfta kalan öğrenci bilir, bir ayın kıymetini bebeğini erken doğuran anne bilir, bir dakikanın kıymetini son anda uçağını kaçıran yolcu, bir saniyenin kıymetini son anda ölümden kurtulan insan bilir.
İnsanın satın alamayacağı tek şey zamandır.
Şimdi herkesin ağzında ”Zaman yetmiyor”, “Akşam nasıl oldu anlamıyorum”, “Hiçbir işe yetişemiyorum” cümleleri var.
Gün yine 24 saat ama önceliklerimiz değişti.
Boş zamanlarda yaptığımız eylemlerin yerini cep telefonunda zaman geçirmek aldı.
O yüzden zamanı daha dolu dolu yaşamaya çalışalım.
Sevdiklerimizle vakit geçirip sohbet edelim, kitap okuyalım, bir hobi ile uğraşalım.
Hayatta telafisi olmayan şey “ZAMAN”…