Vedat YÜCEBAŞ
BTB Başkanı ve BTSO Yönetim Kurulu Başkan Adayı Özer Matlı, uzun bir süre sonra medyanın karşısına çıktı.
Başkan adayı Matlı uzun uzun anlattı, basın toplantısını takip eden ekip arkadaşları da alkışladı.
Basın toplantısında alkış olması çok alışık bir durum değil ama…
Sayın Matlı tüm sorulara yanıtlandırdı.
Canını sıkan sorular da oldu ama doğrusu sakin olmaya gayret etti.
Ancak genç kadın muhabir ile girdiği ikili diyalog ve salondaki ekip arkadaşlarının tavrını çok doğru bulmadığımı özellikle ifade etmek isterim.
Genç kadın muhabirin sorularının “yönlendirme” olduğunu düşünse bile bence alaycı ifadeler kullanması doğru değildi.
Neyse…
Bir diğer şaşırdığım konu, bir meslek büyüğümüzün (Yüksel Baysal) toplantıya gelen gazetecilerin bir kısmını “Burkaycı” diye sınıflandırması oldu.
Kimler Burkaycı idi bilemem ama sanırım bu değerlendirmeye göre kıymetli büyüğümüz için “Matlıcı” diyebiliriz. Merak ettiğim, aramızda bir diğer aday “Tayyar Türkeş”çi olan gazeteci var mıydı?
Elbette benimki işin latifesi ama bir gazetecinin meslektaşlarını böyle sınıflandırması şaşırtıcı bence.
Toplantıda ben de soru yöneltmek için el kaldırdım. Hatta el kaldıran 2 veya 3'üncü gazeteciydim. Ekibinden bir kişi el kaldırdığımı görüp “tamam” diye işarette bulundu, sabırla bana söz verimesini bekledim. Yanımdaki, önümdeki, arkamdaki pek çok gazeteciye mikrofon verildi
Bana ise mikrofon ulaştırılmadı, söz alamadım yani…
Şahsıma kasıt bir durum yoktur diye umuyorum ama böylesine profesyonel hazırlanan bir toplantıda soru yöneltmek isteyen gazeteciler iyi takip edilmeli diye düşünüyorum.
Her masaya Matlı’nın ekibinden 1-2 kişi oturtulmuş, doğru bir hareket ancak sayın Özer Matlı ile kardeşi Önder Matlı’nın oturduğu masanın “protokol” olarak isimlendirilmesi…
O masada oturan gazeteciler de protokolün bir parçası mıydı?
Diğer masalarda oturan gazeteciler protokol dışı mıydı?
Bu da kafamda soru işaretleri oluşturan konulardan biriydi.
Toplantaya dönecek olursak;
Eğer mikrofon bana ulaşsaydı Sayın Matlı’ya 1 sitemim, 2 de sorum olacaktı.
Şimdi toplantıdaymış gibi sitemimi ve sorularımı alt alta bu satırlardan yöneltiyorum;
Sayın Başkan, bu sorulara ister yazılı olarak, isterseniz de yüz yüze yapacağımız görüşmede yanıt verin. Emin olun, yanıtlarınıza yine bu köşeden noktasına virgülüne dokunmadan yayımlayacağım.