Vedat YÜCEBAŞ
Bursa deyince sanırım herkesin aklına Balkan ve Rumeli göçmenleri aklına geliyor.
Kent nüfusunun yarısından fazlasını Balkan ve Rumeli göçmenleri oluşturuyor.
Ve doğal olarak Balkan ve Rumeli derneklerinin sayısı da oldukça fazla Bursa’da.
Dernekler, federasyonlar ve konfederasyonlar.
Bu manada ilk ciddi sivil toplum örgütünün Bal-Göç olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
O dönemde Bal-Göç’in ana amacı baskı altındaki Bulgaristan’daki Türklerin haklarını savunmak, onların sesini tüm dünyaya bir şekilde duyurmak.
O dönemde Bal-Göç denildiğinde Bulgaristan göçmenleri akla geliyordu.
Günümüzde ise Bal-Göç ciddi manada kabuk değiştirdi.
Tekrar seçildiğinde “hayırlı olsun” ziyareti gerçekleştirdiğim Bal-Göç Genel Başkanı Emin Balkan, “Bul-Göç değil Bal-Göç”üz diyerek tüm Balkan ve Rumeli camiasına kucakladıklarını ifade etmişti.
Yönetiminde de Yunanistan, Makedonya, Bosna Hersek, Kosova ve diğer Balkan ülkelerinden göç eden isimler yere yer veren Emin Balkan, “Amacımız sadece Balkan ve Rumeli coğrafyasına ulaşmak değil. Hedefimiz dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan Rumeli ve Balkan göçmenlerine ulaşmak” demişti.
Geçtiğimiz günlerde başka bir konu ile ilgili telefonla görüştüğümüz Bal-Göç’ün Arnavut kökenli genel başkan yardımcısı Emir Cemal Beşkardeş, Bal-Göç’un önümüzdeki dönemde tüm Rumeli ve Balkan coğrafyasından göç edenleri yakından ilgilendirece önemli projeleri hayata geçireceklerini ifade etti.
Sivil toplum örgütlerini, dernekleri, federasyonları ve konfederasyonları çok önemsiyorum ben.
Ama proje üreten sivil toplum örgütlerinden bahsediyorum.
Elbette sadece kültürel etkinlikler için de örgütlenebilir insanlar.
Ama hemşehri derneklerin, federasyonların ve konfederasyonların misyonu farklı olmalı.
Bu çerçevede Emir Cemal Beşkardeş abinin aktardıklarını çok kıymetli buluyorum.
Projeler üretmek, bu projeleri hayata geçirmek için çabalamak şart.
Mesela Kuzey Makedonya’nın vatandaşlık ile ilgili bir anayasa değişikliği olmuştu.
Anne veya babası Kuzey Makedonya’dan göç eden pek çok kişi vatandaşlık için başvuru yaptı ama şu ana kadar sonuç alanların sayısı hiç denilebilecek kadar az.
Vatandalık konusunu sadece “pasaport” olarak görmüyorum.
Rumeli göçmeni ne kadar çok kişi Kuzey Makedonya vatandaşı olursa, Türkiye’nin oradaki ağırlığı da o kadar fazla olur.
O nedenle aslında bu durum “devlet meselesi” olarak değerlendirilmeli.
Elbette bunun takibini en iyi STK’lar yapacaktır.
Ve bu konuda sanırım Bulgaristan’dan çifte vatandaşlık hakkı tanınan soydaşlar nedeniyle en tecrübeli STK, Bal-Göç.
Bal-Göç, diğer Rumeli ve Balkan derneklerini, federasyonlarını da yanına alarak bu konuda çalışma yürütürse önemli bir iş başarmış olur.
Benden söylemesi…