Vedat YÜCEBAŞ
Bursaspor’u bu noktaya getiren aslında vizyonsuzluk ve kısır döngü.
Hep aynı kişilerin etrafında dönüp durdu kongre senaryoları.
Başkanlar ve yönetimler değişti ama tribünlerdeki “istifa” çağrıları devam etti.
Koskoca Bursaspor…
Şampiyona Bursaspor...
Ligin 5. büyüğü Bursaspor.
Diye diye bu hale getirdik koskoca şampiyona takımı ve camiayı.
Yazdıklarım öneri değil tamamen kendi görüşüm.
Benim kurtuluş reçeten çok farklı.
Bence Bursaspor’a şu an dışarıdan bakan biri faydalı olabilir.
Bence Bursaspor’u bulunduğu durumdan dışarıdan biri kurtarabilir.
Bence Bursaspor’u tekrar eski günlerine dışarıdan biri getirebilir.
Elbette bu yazdıklarımı okuyup “hadi canım sen de” diyecek onlarca, yüzlerce ve hatta binlerce kişi çıkabilir.
Dedim ya bence…
Şampiyona başkan İbrahim Yazıcı’yı sanıyorum camideki herkes rahmetle ve büyük bir özlemle anıyordur.
Bu günleri gördükten sonra onunla ilgili kötü düşünen var mıdır?
Bilemedim!
Şimdi gelelim benim kurtuluş reçeteme…
Ben olsam hiç vakit kaybetmeden rahmetli İbrahim Yazıcı’nın oğlu Serkan Yazıcı’nın kapısını çalarım.
Güçlü bir heyetle evine gider, Bursaspor’un içinde bulunduğu durumu aktarırım.
Borç ne kadar…
Kurtuluş için ne kadar kaynak lazım…
Ama öyle yarım yamalak değil, kulübün röntgeni iyi çekilmeli ve ne varsa her şey bütün net bir şekilde masaya yatırılmalı.
Büyük olasılıkla önce “hayır” diyecektir.
Israr etmeli ve hatta ileri gidip “Babanın şampiyon takımını yarı yolda bırakmak sana yakışmaz” diyerek duygusal anlamda da baskı yapılmalı.
Neden mi Serkan Yazıcı…
Biliyorsunuz Serkan Yazıcı rallici…
Yani kriz yönetimini en iyi bilenleden biri.
Yani büyük bir hızla aşağı doğru giden Bursaspor’u rallici refleksleriyle güvenli bir noktaya getirebilecek reflekslere sahip.
Biliyorsunuz Serkan Yazıcı babası gibi otelci.
Hatta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe girişiminde Serkan Yazıcı’nın otelinde kalıyordu.
Cumhurbaşkanımızın o süreçte ve sonrasında hep yanındaydı.
Ve en önemlisi net bir siyasi kimliği yok ama siyasilere çok yakın.
Yani çevre ise çevre…
Lobi ise lobi…
Recep Günay’ın kalmasını isteyenler de Ali Ay’ın gelmesini isteyenler de kusuruma bakmasın.
Dedim ya bu da benim kurtuluş reçetem.
Ve Serkan Yazıcı “ben geliyorum” derse kongre kararının alınmasıda bir sorun çıkacağını düşünüyorum.
Ama adım atmak, harekete geçmek için çok beklememek lazım.
Yarın olmaz; bugün, hemen, şimdi…