Vedat YÜCEBAŞ
Sanki görünmeyen bir ip vardı Velimeşe maçında da Bursasporlu futbolcuları bağlayan, bir türlü istenilen futbolu oynayamadılar. Top hakimiyeti kimdeydi? Bursaspor’da. Daha fazla pozisyon üretem takım kimdi? Elbette Bursaspor! Ama bu kadar. Aslında gol çok erken geldi. Son haftaların suskun golcüsü Mücahit Can Akçay, henüz 11’nci dakikada Bursaspor’u öne geçiren golü attı. Sonrasında ben tam bir hakimiyet, ezici bir üstünlük ve bol gol bekliyordum. İlk yarıda pozisyon girişimi bakımından Bursaspor 4 gol daha atabilirdi ama son paslardaki isabetsizlik buna engel oldu. Başlarda Bursaspor’un isminden çekinen konuk Velimeşe, tutuk futbolu görünce cesaretlenip zaman zaman “tehlikeli” diyebileceğimiz ataklar geliştirdi. Konuk takımın maçın bazı bölümlerindeki pas kalitesinden de bahsetmezsek haksızlık etmiş oluruz. Maçın ikinci yarısında da gol erken geldi. Mehmet Yiğit, 57. dakikada kafa ile skoru 2-0 öne geçiren golü kaydetti. Gol sonrası işin seyri, oyunu kalitesi “olumlu yönde” değişir mi diye bekledik ama durum yine aynıydı. Bir tutukluk… Bir tedirginlik… Ve “3 puan yeter” anlayışı hakimdi eşil-beyazlı futbolcular üzerinde. Gerçi 2-0 olduktan sonra tribünlerin keyfi iyice yerine geldi. Şampiyonluk ve galibiyet marşları, Meksika dalgası ve diğer şovlar izlenmeye değerdi. İyi futbol olsaydı kötü mü olurdu? Tadından yetmezdi. Ama bu süreçte sanırım herkes Bursaspor için, “Yeter ki kazan, iyi futbolun canı cehenneme” diyor. Sonuçta 90 dakika Bursaspor’un istediği gibi bitti. Net 2-0’lık galip geldi… Zirve yarışındaki rakiplerinin yaklaşmasına izin vermedi. Şampiyonluğa bir hafta daha yaklaştı. Aslına bakarsınız bu süreci biraz da böyle kabul etmek lazım. Amiyane tabirle “Hatice’ye değil neticeye” bakmak lazım…