Vedat YÜCEBAŞ
Uğur Dündar gibi usta bir gazeteci Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye mektup yazıyorsa…
Bu mektupta seçimi Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanacağını ima ederek İnce’yi adaylıktan çekilmeye davet ediyorsa…
Ve bir anlamda aba altından sopa gösteriyorsa…
Adayların artık özgür bir seçim çalışması yaptığından bahsetmemiz mümkün değil.
Yani bırakın fiziksel saldırıya, bir kişi dahi Muharrem İnce’yi yuhalarsa…
Seçim çalışmasını engel olmaya çalışırsa…
Partilileriyle tartışırsa, bunun hesabını kim verecek.
Bir gazetecinin tek amacı istediği adayın cumhurbaşkanı seçilmesi olabilir mi?
Bunun için her yolu denemesi doğru mu?
Kalemin elinde, desteklediğin adayı yazar çizersin.
Yapması muhtemel ihracatları öve öve anlatırsın.
Ve hatta bu övgüyü abartır ve köpürtürsün…
Ama bir adaya “çekil” demek!
O zaman ben de CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir mektup kaleme almış olayım.
“O Uğur Dündar, herkesin tanıdığı ünlü bir gazeteci. Sen kimsin?” diyecek olanlar çıkacaktır aranızda.
Desin…
Sayın Kılıçdaroğlu…
Sizin adaylığınız nedeniyle Muharrem İnce seçimi kaybederse…
Recep Tayyip Erdoğan, yine cumhurbaşkanı seçilirse…
Bunun hesabını kime vereceksiniz?
Şaka bir yana, sayın Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam kendisini destekleyen gazetecilerle derhal bir toplantı yapardım.
“Yazdıklarınızla bana katkı sağlamıyorsunuz, aksine beni küçük düşürüyorsunuz” derdim.
Çünkü bu tavır, muhtemel seçim başarısızlığına peşinen bahane üretmek anlamına geliyor.
Yani Uğur Dündar, bir anlamda İnce üzerinden seçim yenilgisini peşinen kabul etmiş oluyor.
Durum basit, mevcut adaylarla girilecek yarışta sayın Recep Tayyip Erdoğan yüzde 50 artı 1 ve üzeri bir oy alacaksa Muharrem İnce’nin çekilip çekilmemesinin ne önemi var ki?
O zaman şimdiden seçim sonuçları hayırlı olsun…
Ha “İnce’ye oy verenlerin tamamı Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na döner” diye düşünen varsa…
Saygı duyarım ama siyaset öyle hesaplar üzerine kurulu bir şey değil.